Bugün - 16 Ekim 2018 Salı
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Ayhan Sarı

Ayhan Sarı - Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..

Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Yazı Tarihi: 15 Mayıs 2018 Salı

Hukuk Profesörü 80 yaşında akrabam ile konuşurken konu bilimden açılmış ve şöyle demişti. Müziğin bilimi mi olur? Eğer bu sözü Sami Selçuk gibi Türkiye'de söz sahibi olmuş birçok önemli hukukçuyu yetiştirmiş gerek mesleki, gerekse beyinsel yargı gücü hala yerinde bir hocaların hocası söylemeseydi çok üzerinde durmazdım.

"Müziğin bilimi mi olur?" sözünü çok düşündüm. Hala aynı şeylerin boş boş konuşulduğu çözümsüz lakırdıları. Ses sisteminden, nota yazımına, araştırmasal boyutlarına.

Bir de 1980'lerden beri aktif olarak akademik müzik hayatımıza giren müzikbilim bölümlerini…

Şu anda sayıları 23'e ulaşan söz konusu müzikbilim bölümlerinin müzik hayatımıza faydalarını irdeledim.

Bulamadım.

"Bulamadım" derken içeriğine bilim yükseltisini katarak düşündüğümdendir.

Müzik ve bilim ve diğer yanda müziğin icra/uygulama alanlarını, konservatuarları, müzik okullarını şöyle bir aklımdan geçirdim.

. . .

Bu kurumlara harcanan para ile topluma dönen arasında hemen hiçbir alaka yok gibi.

Adeta faydasız kurumlar görünümünde.

Hoş, sadece müzikbilim bölümleri mi?

Tabii ki İbn-i Sina'nın "bilim ve sanat itibar görmediği toplumları terk eder" sözünü bir yere not ediyorum.

. . .

Maalesef son zamanlarda korolarından okullarına devlet müzik kurumlarının sağladıkları fayda oranı üzerine feci şekilde takmış durumdayım.

Düşünmeden, yargılamadan, sonuçlarını sorgulamadan edemiyorum.

Bir zamanlar bir düşüncem de şöyleydi: "Şu batı konservatuarlarına harcanan para ile orada okuyan öğrencileri yurt dışına göndersek daha çok fayda sağlarız."

. . .

Devlet korolarının konserlerine neredeyse koro sanatçılarından daha az izleyici geliyor 15 milyon nüfuslu İstanbul'da. Sorumlusu tabii ki devlet korosu kurumlarının kendisi değildir.

Nedenlerini araştırmak, tesbit etmek kime düşer?

Konservatuar veya başka müzik kurumlarının düzenledikleri sempozyumlara da -para vererek bildiri sunanlardan başka- artı olarak izlemeye gelen sayısı 10'u bile geçmiyor. Bu para ile katılanların çoğunun sadece kendi oturumunda bulunduğunu bilmem belirtmeme gerek var mı? Hatta sempozyuma gelmeyip odasında cep telefonuna çektiği vesikalık foto görünümünde sunum videosunu barkovizyondan izlettirenler bile var.

Başkasına tez hazırlatmak 4000TL'den başlıyor. Yüksek Lisans ve doktora tezlerinde ise fiyatlar artıyor.

Nedenlerini araştırmak ve tesbit edip resmi sonuç olarak yayınlamak kime düşer?

. . .

Bilim yok, dişe gelir icra/seslendirim/beste de yok.

Hep bir "devlet iş'de görsün" tiyatrosudur gidiyor.

İlk notayı bir esir Ali Ufki namlı Albert Bobowski, önemli kuram bilgilerini yine bir esir Kantemiroğlu yazmış, neredeyse tek dayanağımız olmuşlar.

Dede Efendi çağdaşı, üstelik GTM bestekarı olduğu söylenen Padişah II. Mahmut geleneksel Türk müziğini resmiyetten silmiş atmış, bandoyu devletin resmi orkestrası yapmış. Ardından gelen Padişah Abdülmecid, İsmail Dede Efendi'yi binlerce kilometre uzağa savurmuş. Padişah III. Selim ise "Şimşirlik" yıllarında birçok makamı bulmasının yanısıra bol taze fidanlı besteler yapmış.

20.yy'ın GTM hocaları kendilerini geçecek öğrenciyi/öğrencileri kimi yetiştirememiş, kimi de "konservatuarda hoca olmasına rağmen" yetiştirmemiş.

. . .

21.yy'a gelmişiz ama görünen o ki bilim artacağına eksilmiş de eksilmiş.

Müziğin biliminin toplum hayatına olumlu hiçbir yansıması olmamış.

Ama hala kimileri müzikbilim bölümü açma kompleksini aşamamış. Müzikbilimde yeni bir yapılanmayı düşününe bile sokamamış.

Sözü geçen, kimse de karşı çıkıp "kardeşim sen yapıyorsun, müzikbilim bölümlerinin ne faydası var?" dememiş.

. . .

Biz diyoruz.

Mevcut haliyle müzikbilim bölümlerinin topluma hiçbir faydası yoktur. 

İçlerinde bulunan statüko ve bu "bakış açısı dar, üç kelime ile söyleyeceğini 300 kelime ile söylemeye çalışan, müzikbilimin öğrenilen her bilgi üzerinde düşünme/muhakeme etme/karşılaştırma yetisini kazanmak olduğunu" bilmeyenler  tarafından yetiştirilenler ile yakın bir zamana kadar fayda sağlayacak halleri de yoktur.

Üniversitelerimiz bölümlerinin yakalandığı "kale tutma hastalığı" bilimin önünü kesmektedir.

İçlerindekiler anca  kendi titr çıkarlarına hizmet eden göstermelik çalışmalar yapabilmektedirler.

Hani bir söz vardır "bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim"

Bizim müzikoloji bölümleri de  öyle. "Bana kimi çalıştırdığını söyle, sana ne olacağını söyleyeyim"

Artık kronolojik müzik tarihi ve ses sistemi üzerine ezber bilgilerin, hesaplamalarının da bir önemi kalmadı. Zaten bunların lakırdıdan öte bir faydası da olmadı.

Bu bilgiler artık anında ulaşacağınız şekilde bilgisayarda, elinizin altında.

Bilgi tabanlı eğitimin sonu gelmek üzere. Çünkü makinedeki bilgi ile rekabet etmek artık çok zor.

. . .

Yazmış, demiştik ki:

"Gelirin sadece maaşın olacaksa müzikbilim mesleğini seçme."

. . .

Dinlemiyorlar. Anlamıyorlar.

Seçiyorlar, seçtiriyorlar.

Bölüm kuruyorlar.

. . .

Müzikte bilimi yok ediyorlar.


Ayhan SARI - 15 Mayıs 2018


 

 

 

 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Topluluktan orkestraya...
Geleneksel Türk müziği tarihine ışık tutacak bu yazı ne zaman yazılmış?..
Para karşılığı akademik yayınlar skandalı…
III. Kuzey Kıbrıs Korolar Festivali’nin ardından...
Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Transistörlü radyodan internet radyosuna ve sonrası…
Müzikolojinin temeli “1. derece kaynak“ bilgileridir…
Tanbur çalgısını unutturanlar…
Toplumsal sorunlarımızı halletmeden temel müzikal sorunlarımızı çözemeyiz…
Türkiye’de Batı müziği olmasaydı, GTM kurumları olmazdı…
Müzik Üniversitesi’nden 2. Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne…
Çanakkale Korolar Festivali'nin ardından…
7’sinden 70’ine Türk müziği bütünlüğünde saplantılar/bölünmeler...
El yordamı müzikologları…
“Frankfurt Musikmesse - 2017“ izlenimleri…
Hobi koroları...
Çanakkale'de ateşe kalkmak…
Korolar Festivali'nde ilk kez Geleneksel Türk Müziği Koroları da sahne alacak…
Türkiye'de çalgı yapımcılığı mesleği üzerine...
Türkiye Koro Festivalleri tarihinde bir ilk: Çanakkale Korolar Festivali'ne GTM koroları da katılıyor…
“Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…
Musiki Dergisi akademik teşvik kriterlerini karşılamamaktadır…
Düşen uçaktaki Kızılordu Korosu ve Koro Söyleme üzerine…
Plaklar, 20. yy. müziğinin tanıkları…
Osmanlı Muzika-yı Humayun ve Pakistan Cumhurbaşkanlığı Orkestrası…
Türk Musikisi Federasyonu'nun İstanbul'da toplanması üzerine...
GTM'de melek üçgeni…
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi…
Sanatta ücret iadesi…
Koro müziği yükselen değer...
Bravo Sayın Başkan…
Biri okunmuyor, birine yazı gelmiyor...
Devlet Kültür Paketi 2016 ve 2007 tarihli yazımız: “Her ilimize değil, her ilçemize yarı profesyonel koro“…
Geleneksel Türk müziğinde “Açı“ …
Orhan Gencebay ile TMDK'da söyleştik…
Müzik varsa müzik eleştirmeni de vardır...
Doğudan müzik ithaline beş kala...
Ayrıştırmak lazım…
Emek Sineması restorasyonu tamamlandı…
GTM amatör koroları faydalı mı, zararlı mı?..
Fotoğraftan “Ortak Kültürel Coğrafya Orkestrası“na…
Beş maddenin çağrıştırdıkları…
Müzikte ilk ve orta öğretim…
Öykünmeden intihale...
İyi ki Devlet Koroları var...
II. Kanun Sempozyumu ve Festivali ardından...
Divan Orkestrası...
Sokaktaki sevgisizlik...
Misafir sanatçılar için Muhalefet'ten kanun teklifi...
Panayot Abacı belgelediği dönemi kapattı…
Türk keman virtüözü Muhammed Yıldırır’ın Guinnes rekoru…
Müzik ile tedaviden heavy metalcilerin aklanmasına...
“Şarkı / Beste Yarışmaları“ sonuçlarının toplum yansımaları…
Bitlisli elektro gitar yapımcısından, İzmirli metal profil saplı bağlama yapımcısına...
Ali Rifat Çağatay, Şark Musiki Cemiyeti, Süreyya Paşa...
Seçim 2015'de partilerin müziğe yaklaşımı...
Geleneksel Türk müziğinde repertuar dersi nasıl olmalı?..
Yegane dostları okumayanlardır...
Şeyh El Ud, Suudi Arabistan’da…
Türk pop müziğini arabeskten sıyıran besteci: Kayahan...
Eski gazinolara özlemin konseri...
Geleneksel Türk müziği çalgılarınca oluşturulmuş çoksesli oda müziği kümeleri ve uluslararası sergileme bilinci...
Her ile değil, her ilçeye yarıprofesyonel korolar...
Musiki kelimesinin şapkacıları...
Müzik uğraşanlarını değerlendirme boyutu...
Ben pişirdim, sen ye!..
Kültürün ekonomiye katkısı…
“La” nasıl oldu “Neva” ?..
Müzik ağaçlarından filizlere çabalar…
Geleneksel Türk müziğinde 'Pruning' strategy ...
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi...
Nerde o “Hayal Gibi Ezgiler“...
Sempozyum dönüşü...
Eurovision'dan Turkvision'a değişen nedir?..
Bağlama satılan ilk TV reklamı...
Notayı konuşturamayanlar...
Cumhuriyet müzik tarihimizdeki dargınlıklardan güncel kesit...
Diğer Yazarlar

Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzik piyasası!..
Koro sendromu…
İlham Nedir ?.. Hasan Cihat Örter
Topluluktan orkestraya...
Müzikoloji, deprem, İstanbul ve Itri
Esin Atıl’ın Levni ve Surname" kitabında çalgı adlandırma yanlışları (2)…"
Günün Sözü
Toplum kendi içinde bireyin başarmasını engelleyen bir sistem geliştirmiş olsa da; toplumun geleceği bireyin başarmasına bağlıdır…
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Frankfurt Müzik Fuarı'nda fabrikası Almanya Trossingen'de bulunan Hohner akordion ve ağız mızıkası  firmasının satış müdürü Stephan Wie...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,33ms