Bugün - 14 Aralık 2018 Cuma
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Süleyman Şenel

Süleyman Şenel - Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..

Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Yazı Tarihi: 14 Eylül 2018 Cuma

Henüz yirmili yaşlara birkaç basamak kala, nev-heves bir İstanbul Belediye Konservatuarı öğrencisiyken tanıdım kendilerini... 1981 yılının son günlerindeydi. Nişantaşı'ndaki (Sadrazam) Küçük Sait Paşa Konağı'nda eğitim veren [İTÜ] İstanbul Türk Mu­sikisi Devlet Konservatuvarı’nın üst katındaki makam odasında... Ne heyecan! Ne heyecan! "Nida Tüfekçi" adı aklım­da, sesi ve sazından dökülen nağmeler kulaklarımda...

O gün, hazırlamaya niyetlendiğim bir makale için "mülâkat" yapmak amacındaydım. Çantamda, kalem ve not defterimden başka bir şey yoktu, görüşmek için bir randevum da almamıştım; çat kapı gidivermiştim işte! Ve elbette beni tanımıyorlardı.

O günlerin Konservatuvar sekreteri rahmetli Tülay Ülküdaş, beni her nasılsa kendilerine takdim ettikten sonra, kendimi bir anda beş-altı kız öğrencisi ile birlikte yapmakta oldukları Türk Halk Musikisi Bilgileri dersinin ortasında buluvermiştim. Belediye Konservatuvarı öğrencisi olduğumu öğrendikleri andan itibaren de, derste öğrencilerine yağdırdığı ve bir türlü memnun olamadığı soru-cevap yağmurundan ben de nasibi almaya başlamıştım. Ve verdiğim cevaplar, kendilerini tatmin etmiş olmalıydı ki, dersi bitirip de öğrencilerini yolladıktan sonra da, bu kez benim sorularıma uzun bir müddet daha sabırla cevap verme lûtfunda bulunmuşlardı. O gün, 6-7 ay sonra İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın bir öğrencisi olacağımı ve Nida Tüfekçi'nin karşısına bir asil öğrenci olarak çıkacağımı nerden bilebilirdim ki?

*

Öğrencilik yıllarının belki de en unutulmaz anları; derslerde yaşanan, hissedilen, öğrenilen ve arkadaşlık ilişkileriyle elde edilen tatlarla yoğruluyor... Acısıyla-tatlısıyla o yoğrulan zamanın nasıl geçtiğini bilemediğiniz gibi, feyz aldığınızı da tam hissetmeden doya doya yaşarsınız o anları... Damağınıza sinen ve asla kaybolmayan tatları ararsınız sonra da ömrünüz boyunca.  Nida Bey'in öğrencisi olmak öyle bir şeydi işte! Damağınızda kalan ve asla tarifi yapılamayan cinsten bir tattı bu!

*

O dönem radyo yayınları yoluyla adını adeta ezberlediğim Nida Tüfekçi hocamın, akademik bir eğitim yuvasında, hemen yanı başında bulunup da, derslerinde, dilinden dökülen incileri dinlemek ve onun muazzam tecrübe ve birikimlerinden faydalanmak, herkesin tadabileceği bir mutluluk değildi sanki... Lisans eğitiminin ardından Sosyal Bilimler Ens­titüsü’nün Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterlik Programlarında verdiği derslerde de ben ve arkadaşlarımın tükenmez bilgi kaynağı olmuştu öerhum hocamız biz öğrencileri için.

Ömrünün son 17 yılını geçirdiği Konservatuvar çatısı altında tanıdığımız Nida Tüfekçi;  Neriman Altındağ Tüfekçi'nin hayat arkadaşı, sanat yoldaşı; Gamze Tüfekçi'nin biricik babası; Er­cüment Berker'in dava arkadaşı; Yücel Paşmakçı'nın hayru’l halefi; Fikret Değerli'nin manevi ağabeyi; pek çok hocamızın kıymetli meslektaşı; bürolarda görev yapan eğitim hizmetlilerinin ağabey kadar yakın amiri idi; ama, biz öğrencilerinin daima varlığı ile iftihar ettiği “Hocası” olmuştu.

Onu yakından tanıyamayanlar; sert görünümünün arkasında kalan, yüzüne pek yansı­mayan yumuşak kalbini ve fedakâr bir baba misali kollarının altına aldığı taze fidanları incitmekten korkan kişiliğini ilk anda hissedemezlerdi. Bir gün gelir, sanat hayatında ulaştığı zirvenin haklı gururunu iftiharla taşıyan; başı daima dik bir sanat adamının adeta efsâne olmuş kişiliğine hayran olmaktan da kendilerini alamazlardı.

Derslerde, çeşitli yardımcı kaynaklar vasıtası ile kolayca elde edilebilecek bilgileri ver­mek yerine, zor elde edilmiş meslekî hayat ve sanat bilgilerini bir seminer havası içerinde aktarmaktan büyük zevk alır ve öğrencileri, usta bir hatibin aktardığı doyumsuz dersi dinlemeye kendilerini mecbur hissederlerdi. Tereddütsüz söyleyebilirim ki, Nida Tüfekçi hocamız ile yaptığımız dersler, öğrencilik hayatımızın en zevkli ve en yararlı derslerinin başında geliyordu.

Eğitimcilik, Nida Tüfekçi’nin meslek kariyerinde sonradan elde ettiği bir sıfat değildi elbette. Hayatının hemen her döneminde, deneyimlerini, ihtiyacı olana karşılık bekleme­den, sürekli aktarmak ve paylaşmak düşüncesi; onun belki de en önemli kalitelerinden birisi idi. Bu kalitesini meslek kariyerini gerçek anlamda öğrencilerine aktarma imkanını da, kurucuları arasında yer aldığı [İTÜ] İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı çatı­sı altında bulabilmişti belki de.

O, yaklaşık yarım yüzyıl ülkemizde eğitimi yasaklanan ve bir yönü ile dışlanan geleneksel Türk musikisinin bir eğitim–öğretim programına tabi olarak geleceğin gençlerine aktarılması ideali ile yaşadığı yıllarda bile; bilhassa görev yaptığı TRT ve başka özel kurumlarda eğitimcilik sıfatını taşımış ve üstlenmiş fedakâr bir sanat adamı idi. Bu sıfatın sahibi olarak da Türk halk müziği camiasında özel bir konuma sahipti.

Nida Tüfekçi’yi, sahip olduğu çok yönlü sıfatların hepsini bir tarafa bırakıp, sadece eğitimcilik yönü ile anlatmaya çalışsak bile buna sayfalar yetmez. Eğitimci sıfatını birkaç cümle ile özetlemek gerekirse, diyebiliriz ki, bugün ülkemizde ya da ülkemiz dışın­da görev yapan onlarca kültür ve sanat adamının; akademisyenin, Milli Eğitim Ba­kanlığı’na bağlı okullarda, Halk Eğitim Merkezlerinde vb. görev yapan eğitimcilerin; TRT’de, Devlet Koroları’nda ve ülkemizin en ciddi resmi ve özel sanat kurumlarında görev yapan yöneticilerin, sanatçıların, araştırmacıların ve adı/sıfatı saymakla bitiri­lemeyecek müntesiplerin hemen hepsi, Nida Tüfekçi’nin rahle-i tedrisinden geçmiş, ondan feyz almış ve onun açtığı yol ve gösterdiği hedeflerle ilerlemiştir desek, yine de onu yeterince anlatabilmiş olmayız.

Nida Tüfekçi’nin eğitimciliğinin bir başka uzantısı da, toplumsal eğitimciliğidir. Radyo ve Televizyon adına yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği açıklamalı ve örneklemeli programlarla, bu alanda büyük hizmetlerde bulunmuş bir kişi olarak Nida Tüfekçi’den özellikle söz etmek gerekir. Bunun yanında, ülkemize gelen yabancı müzikolog, etnomüzikolog, antropolog ve diğer müzik folklorcularının başvurduğu insanlar arasında, yine Nida Tüfekçi adı en önde gelir.

“Eğitimci” kimliği yanında, “yönetici” kimliği de, kültür hayatımızın yarınlara ulaşan prensip ve düşüncelerinin aktarılmasında büyük önem taşır.

Gerek TRT’de ve gerekse Konservatuvar bünyesinde, Türk Halk Müziği alanında daima en üst yönetim noktasında görev yapan Nida Tüfekçi; bu kurumlarda en yetkili insan sıfatı ile Türk Halk Müziği konusunda büyük atılımlara imza atmış; doğru olduğuna inandığı düşüncelerinden ve prensiplerinden asla ödün vermemiş; geleceği gören ge­niş ufku ile çevresindeki insanları yönlendirmiş; Türk halk müziğine yarar getireceğine inandığı mevzuat düzenlemelerine çekinmeden ilk imzayı atmış; görev yaptığı her kuru­mun imkanını Türk halk müziğinin geleceği için kullanmış; mevzuatın yetersiz olduğu zamanlarda, inisiyatifini kullanmaktan çekinmemiş; çaresiz kaldığı durumlarda, insanlar üzerinde en etkili olduğuna inandığı sanat gücünü ve karizmatik kişiliğini tereddütsüzce hissettirmiş ve yanında çalışanları mutlak surette korumuş dirayetli bir kişilik sahibiydi.

TRT’de yönetici olarak görev yaptığı süre içerinde, müzikal icra boyutunu belirli prensiplere bağlayan, icranın çeşitlendirilmesi ve kalitenin artırılması için çok sayıda uy­gulamalar getiren; sanatçıların nota ihtiyaçlarını giderme ve ulusal birliğe hizmet edecek notalama standardizasyonuna bir disiplin sağlamak amacı ile TRT Müzik Dairesi Başkanlığı THM Nota Ya­yıncılığını başlatan; saha araştırmaları ve bilhassa bölge radyoları aracılığı ile stüd­yo imkanlarını kullanarak günden güne yok olmaya başlayan kültürel değerlerin derlenip toplanması için ısrarcı ve yol gösterici olan; bir arşiv kurumu olmak yerine bir yayın kurumu olmayı tercih eden TRT bünyesi içinde, THM sesli materyallerinin sayısının artırılıp arşivlenmesi yönünde gizli politikalar uygulayarak bugünlere gelinmesini sağlayan; Ankara Devlet Konservatuarı Folklor Arşivi’nde bulunan ve günden güne bozulmaya başlayan muazzam THM koleksiyonunun kopyasını çıkartarak TRT’ye aktaran ve bunların seslendirilmesi için alt yapıyı oluşturan; Bölge radyolarının THM yönetim ve sanatçı kadrolarının oluşturulması için olağanüstü çabalar harca­yan; onları denetleyen; eğitimini veren; TRT bünyesi içinde Türk halk müziği ko­nusunda sadece sanatçıların değil, bu kurumda görev yapan hemen her branştaki görevlinin eğitimini ısrarla talep eden ve bu konularda da görevler üstlenen; çeşitli topluluklar kuran ve daha önemlisi bilhassa Neriman Altındağ Tüfekçi ile birlikte gerçekleştirdiği üstün icra düzeyi ve sanatında gösterdiği başarılarla yol gösterici olabilen Nida Tüfekçi’nin, yöneticilik yaptığı yıllardaki hizmetleri, kendisini halkın kültür değerlerine adamış bir idealist insanın, ilk anda zikredebileceğimiz başarıla­rından sadece birkaçı idi.

Konservatuvar bünyesinde de, THM konusunda eğitim-öğretim kadrolarının oluşturulmasında, eğitim-öğretim planlarının ve müfredatlarının hazırlanmasında, Türk müzik hayatının yarınlara güvenle taşınması için şart olan kanuni alt yapının hazırlanmasında yine Nida Tüfekçi’nin ve Neriman Altındağ Tüfekçi’nin söz sahipliği ve unutulmaz hizmetleri vardı.

Nida Tüfekçi’nin THM Genel Repertuvarına kazandırdığı yüzlerce türkü de, onun THM’ne yaptığı büyük hizmetlerden birisi olarak zikredilmelidir.

Ülkemizde, dış ülkelere nazaran zaten yaklaşık bir-bir buçuk asır geç başlayan saha araştırmacılığının bilincinde bir müzik adamı olarak Nida Tüfekçi; bu konuda da üzerine düşeni yerine getirmek hususunda olağanüstü bir çaba harcamıştır. Bilhassa TRT Müzik Dairesi Başkanlığı adına 1971 yılında Erzurum-Kars bölgesinde bizzat gerçekleştirdiği saha araştırmaları ile 250 civarındaki müzik materyalini kaybolmak­tan kurtaran Nida Tüfekçi, bölge radyoları vasıtası ile stüdyo ortamında kaynak kişilerden derlemeler yapılmasını da teşvik etmiş ve hatta kendisini ziyarete gelen çok sayıda kaynak kişiden yüzlerce derlemeyi bizzat gerçekleştirerek bunların notaya alınması işini üstlenmiştir. THM Genel Repertuvarına türkü kazandırmak Nida Tü­fekçi’nin en çok önem verdiği konuların başında gelmekte idi. Zira Muzaffer Sarısö­zen’in bu konudaki çabalarının en yakın tanıklarından birisi de Nida Tü­fekçi idi. Sarısözen’in bu idealine hizmet etme mukaddesatı, Nida Tüfekçi’nin TRT bünyesinde THM Nota Yayıncılığını başlatmasını sağladı. Nida Tüfekçi’nin derledi­ği ve notaya aldığı türkü sayısı, binli rakamlara ulaştı.

Sanatçı Nida Tüfekçi, bir müzik folklorcusu olarak, THM konusunda kazandığı bi­rikimlerini, bilim ve sanat ortamlarında bilim ve sanat adamlarına bilimsel bir üs­lup içerisinde sunmaktan da kaçınmadı. Son derece iyi kurgulanmış orijinal konuları Nida Tüfekçi’nin ağzından duyan araştırmacı yazarlar, bizzat onu kaynak göstermeyi bir ayrıcalık kabul ederek çalışmalarında referans olarak kullandı. Nida Tüfekçi, ül­kemizde ve ülkemiz dışında düzenlenen kongre, sempozyum, panel, seminer ve rostrumlara bildirilerle katıldı, oturum başkanlıkları yaptı. Pek çok konferanslar vererek, fikirlerini yaymak için çaba sarf etti. Eşi Neriman Altındağ Tüfekçi ile birlikte yayın­ladıkları “Memleket Türküleri” adlı kitabın açıklamalı nota seçiciliği de bu ideal düşüncelere göre kurgulanmıştı.

Şüphesiz, bu hizmetleri; ülkemiz kültür hayatına yaptığı hizmetle­rin sadece bir kaçıdır. Başka bir söyleyişle, idealist bir insanın, hayatının her anına zerk ettiği meslek ve sorumluluk aşkına bağlı olarak başardığı bu işler, THM camiasının ve ülke müzik hayatının ufkunu genişletmiş ve onu ölümsüz kılmıştır.

Ancak, burada asıl sözü edilmesi gereken konu, onun sanatçı kimliğidir. Zira bunca işi başarmasının ardında yatan sır, biraz da sanatında ulaştığı başarıya bağlıdır.

Daha çocuk yaşta eline aldığı bağlamasından dökülen eşsiz ve ustaca nağmeler, gelişmiş yüksek müzik zevki ve estetik duyarlılık, profesyonel disiplin, repertuvar seçiciliğinde gösterdiği hassasiyet gibi ilk anda zikredebileceğimiz özellikler, Nida Tüfekçi’nin sanat yönünü özetlemeye şüphesiz kafi gelmez.

O öncelikle, halkın kutsal bir varlık olarak ta Orta Asya steplerinden taşıdığı bağlamanın, aynı kutsiyet içerisinde ve virtüozite düzeyinde bir artist elinde nasıl canlanabileceğini gösteren insanların başında yer almakta idi. Bu idealini öncelikle, görev yaptığı Radyo ortamında gerçekleştirdiği emisyonlarda, çeşitli plâk ve kaset gibi teknolojik iletişim ortamlarında ve verdiği konserlerde göstermeye çalıştı. Bağlamaya ve THM ezgilerine say­gı göstermek, onun hayatındaki en önemli düsturlardan biri oldu. Bu saygınlığı bozacak her türlü hareketin karşısında büyük bir inanç ve kararlılıkla durdu.

O, mesleğini profesyonelce yapma ve sahneleme düşüncesi ile halkın maddi ve manevi değerlerini kutsal bir miras gibi koruma, tanıtma ve yayma düşüncesini bir arada taşıyan, endişelerini de, sevincini de bir arada duyan ve bu duygularını kimseden korkmadan dışa vuran yüce bir insandı.

Halkı, halk yaşantısını, halkın kavrayış ve tepkilerini, inançlarını yakından tanıyan, daima halk gibi düşünen ve buna büyük saygı gösteren ve herkesin saygı gösterme­sini de bekleyen bir folklor adamı idi. Kendisini bir "müzik folklorcusu" olarak tanım­lar ve bugün artık değeri daha iyi anlaşılmaya başlanan müzik folklorculuğunun önemsenmesi için çaba harcardı. Müzik folklorculuğunun da masa başında olama­yacağını ısrarla savunur ve öğrencilerini halkı yakından tanımaya sevk ederdi. Bağlamasından çıkan sesler, sadece kendi sanat yeteneğine bağlı sesler olarak da değer­lendirilmemelidir. Nida Tüfekçi’nin sanat başarısını ayrıca, halkın yaşattığı müzik değerlerinin sentezi olarak görmek gerekir.

İşte bu meziyetlerle, Allah vergisi sanatında gösterdiği üstün başarıların, halkın gö­zünde sağladığı saygınlık ve şöhret, Nida Tüfekçi’nin karizmasını perçinleyen en önemli etkenlerden biri idi. Ve Nida Tüfekçi, bu haklı gururunu, eğitimcilik ve yö­neticilik hayatının her kademesinde sadece "halk müziği" düşüncesi için sınırsızca kullanmaktan kaçınmadı.

Nida Tüfekçi, THM camiasının ve Türk kültür-sanat hayatının bir ulu çınarı idi. Bu çınar, hayatı boyunca, hep hocası Muzaffer Sarısözen’i kendisine örnek aldı ve onun yolundan yürümeye özen gösterdi. Muzaffer Sarısözen’in vefatının ardından, onun boşluğunu hissettirmemek için çalıştı ve bu uğurda bir ömür harcadı. Ve gün geldi, bu çınar, etrafını çeviren binlerce fidanın gölgesinde, ansızın devrildi. Ne yazık ki Mu­zaffer Sarısözen gibi, Nida Tüfekçi de kültür-sanat hayatımızda doldurulamaz büyük bir boşluk bıraktı.

İnancım o ki, Nida Tüfekçi hocamızın çizgisinde yürüyen, kalbi sanat aşkı ile dolu binlerce genç ve omuz omuza çalıştığı sanatkâr arkadaşları; bu sanatın yarınlara taşınmasında, üzerlerine düşeni yapmakta tereddüt etmeyeceklerdir.

Vefatının 25. yıldönümünde, hocamın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor; onu minnetle, hürmetle ve özemle anıyorum. Rûhu şâd olsun! [15 Eylül 2018/Sarıyer-İstanbul].

____________________________________

İlgili yazı için BKZ:

http://www.musikidergisi.com/yazar-331-nida_tufekci_turkulere_kanat_cirpan_bir_sirca_yurek%E2%80%A6_suleyman_senel.html 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Nida Tüfekçi: Türkülere kanat çırpan bir sırça yürek…
“Üzeyir Hacıbeyli“ yâdıma düştü bugün...
Atatürk'ün kendi sesinden bir türkü plağı var mıdır?..
Ali Osman Öztürk'ün Kaleminden “Türküyü Okumak“ ...
“Folklor Dersleri - Halil Bedi Yönetken“ Kitabının Yayınlanması Münasebetiyle…
Diğer Yazarlar

Sedef ve sedefkârlık üzerine…
Yeni bir "Müzik Tarihi Kitabı" vesilesiyle…
Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzik piyasası!..
Koro sendromu…
Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Müzikoloji ve Abdülkadir Meragi’nin hayaletleri...
SİPSİ [çalgısı] ve SİPSİ [sözcüğü] ÜZERİNE...
Günün Sözü
Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak mı istiyorsunuz? O ülkenin musikisini dinleyiniz…
(Konfiçyus İÖ 551-479)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,30ms