Bugün - 16 Ekim 2018 Salı
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Süleyman Şenel

Süleyman Şenel - Atatürk'ün kendi sesinden bir türkü plağı var mıdır?..

Atatürk'ün kendi sesinden bir türkü plağı var mıdır?..
Yazı Tarihi: 15 Kasım 2017 Çarşamba

İnternette/sosyal erişim ağlarında, üzerinde "Atatürk'ün Kendi Sesiyle Çalın Davulları Türküsü" yazan, Atatürk'ün cenaze töreni görüntüleri üzerine montajlanmış, metalik hışırtılı bir ses kaydı dolaşıyor.

Bu hususta, arama motorlarında, ilgi çekici başlıklar altına serpiştirilmiş irili-ufaklı onlarca haber ve video da var: "Tarık Akan'ın arşivinden çıktı! Atatürk'ün kendi sesinden Selanik türküsü", "Atatürk'ün kendi sesinden türkü", "Atatürk'ün muhteşem seslendirdiği türkü", "Atatürk'ün kendi sesinden muhteşem Selanik türküsü", "Atatürk'ün kendi sesinden olduğu iddia edilen Selanik türküsü", "Atatürk'ün sesinden türkü (Atatürk Çalın davulları türküsünü söylüyor)", "Atatürk'ün sesinden Selanik türküsünün kaydı ortaya çıktı iddiası", "Türküdeki sesin sırrı"...

***

Bu başlıklardan kolayca anlaşılacağı gibi [merhum] Tarık Akan; bu iddiaları, meşhur gurmemiz Mehmet Yaşin'in CNN Türk'te yayınlanan "Bayram Lezzetleri" programında, 17 Kasım 2010 günü ortaya atmış... Güya ülkemizde çok sevilen ve pek çok müzisyen tarafından seslendirilen "Çalın davulları çaydan aşağya" türküsü, Atatürk'ün çok sevdiği Selânik türkülerinden birisi imiş! Atamızın sesinden kaydedilmiş bir de plâk varmış! Bu plâk da sadece kendisinde imiş!.. Ve ses kaydını kendisine yollayan kaynağı söyleyemezmiş! vs...

Bendeniz o programı izleyememiştim; ancak dün gibi hatırlıyorum ki aradan geçen birkaç saat içinde -hem de birkaç farklı kaynak tarafından- bu iddiaların ve var olduğu söylenen plâktaki sesin Atatürk'e ait olup olmadığı hususunda sorulan sorularla, konunun içine çekilivermiştim. Düşüncelerimizi paylaştığımız ve karşılıklı enine boyuna değerlendirmeler yaptığımız ilk iki kişinin ismini de zikredeyim:  Sayın Kubilay Dökmetaş ve Sayın Hasan Saltık...

O gün Tarık Akan'ın iddiayı ne şekilde ortaya koyduğunu merak edenler, o bilgiye kolayca ulaşabilirlerse de ben can alıcı birkaç cümlesini sizler için o videolardan çözümledim:

"Bir Alman, Atatürk'e bir ses kayıt cihazı getiriyor; ama (ses) plağa kaydoluyor. Mustafa Kemal de bunu çok seviyor; akşamları kendisi ona şarkıyı söylüyor, dinliyor ve sonra kırıyor. Dinliyor kırıyor! Hiç kimsenin eline geçmiyor bu plaklar. Sonra bir arkadaşı alıyor, ona da vermiyor. Sonra birisine geçiyor ve o plak, o plak. (...). Kaydın orijinalinin kimde olduğunu söyleyemem. (…). Bana maille yollandı. Mailde Atatürk'e ait konuşma da var. Mustafa Kemal, her şeyi güzel yapar. İşte türküsünü de böyle güzel söylemiş!"

Bu konuşmanın, aynı gün TRT-1'in akşam kuşağında da kritik edildiğini ve programda Hasan Saltık ile Can Dündar'ın görüşlerine yer verildiğini de hatırlıyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa Hasan Saltık, sorulan sorulara kayıt teknolojileri yönünden yaklaşarak:

            "O zamanlar ev ortamında doğrudan plağa kayıt yapılamıyordu... Zaten ev ortamında     yapılan kayıtlardan da böyle ses çıkmaz. Bana stüdyo kaydı gibi geldi! (...)."

şeklinde bir cevap vermiş; Can Dündar ise biraz şaşkın, biraz da mütebessim bir ses tonuyla:

            "Bunun cevabı çok basit... Keşke daha evvel sorulsaydı. 1998 yılında, 'Yükselen Bir Deniz' belgeselinin çekimleri sırasında ihtiyaç doğdu; çözüm bulamayınca ekip kameramanı Murat Özcan’a stüdyoda okuttuk ve belgeselde kullandık. Mustafa             filminde de kullandık..."

mealinden bir açıklama yapmıştı.

Bu açıklamalar ile konu aydınlanmış ve internet haberciliği de hemen devreye girmişti. Gazeteler ve başka televizyon kanalları Tarık Akan'ın bu iddiasını bir süre daha canlı tuttu, tartıştı,  farklı görüşlere yer verdi ve hatta onu rencide edici haberler ve yazılar da servis etti: "Türküdeki ses Atatürk'ün değil kameramanın", "Can Dündar uyardı: O ses kaydı Atatürk'ün değil", "Tarık Akan'ın özrü yeterli mi? Ya Can Dündar olmasaydı?", "Selanik türküsünü söyleyen Atatürk değilmiş", "Tarık Akan'ın Atatürk iddiası yalan çıktı", "Ses Ata'nın değil kameramanın çıktı", "Tarık Akan'ın iddiası fos çıktı", "Tarık Akan'ın Atatürk türküsü iddiası yalan çıktı", "Tarık Akan'ın Atatürk yalanı", "Türkü muamması", Vs.

***

Değerli okuyucular!

İşte o günden sonra, yani 17 Kasım 2010 tarihinden bu yana internet, facebook, twitter, instagram, youtube, whatsapp, vd. sosyal erişim ağlarında Atatürk'ün hüzünlü cenaze töreni görüntüleri üzerine yüklenmiş metalik hışırtılı bu ses kaydı dolaşıyor. Beğenenlerin sayısı neredeyse on milyonları aştı, paylaşanlar yüz binlerce... Ve üzerinde de oldukça iddialı şu sözler var: "Atatürk'ün Kendi Sesiyle Çalın Davulları Türküsü"...

Bu hususta yapılan onca açıklamaya, habere, radyo/televizyon programına karşılık; söz konusu ses kaydı ve bu ses kaydının döşeli olduğu video/videolar, yedi yıldır ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor.

Benzeri iddiaların ve bilgilerin doğru olma ihtimalinin % 00 derecesinde ve aynı ölçüde mesnetsiz olmasına karşılık yayılıyor.

Söz konusu plâk üzerinden bu iddianın belgelenmesi ve ispatlanması imkansız olduğu halde videolar paylaşılıyor.

En çok da 10 Kasımlarda paylaşılıyor.

Paylaşımı yapanlar arasında, şahsiyetine ve bilgi düzeyine çok saygı duyduğum/inandığım sanatçılarımızın  ve bilim adamlarının bulunması ise başka bir konu...

* * *

Bu husustaki görüşlerimi 2015 yılının 10 Kasım'ında, "Facebook" ortamında, sayfa dostlarımla paylaşmıştım. Geçtiğimiz 10 Kasım'da da [2017] benzer paylaşımlar ve sorgulamalarla karşılaşınca, görüşlerimi bir kez de "Musiki Dergisi" aracılığıyla sanatsever dostlarıma aktarayım istedim.

Bunu istemememin sebeplerinden biri de "Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar/Türküler" vb. adı altında yapılan radyo-televizyon programlarında/anma konserlerinde, "Çalın davulları" türküsünün de artık çalınır/okunur olmaya başlanması ve yalan yanlış bilgilerin sıklıkla kullanılıyor olması.

Bir kez daha hatırlatayım!...

Tarık Akan'da olduğu iddia edilen ve plâktan kopyalandığı hissi verilen metalik hışırtılı efektin eşlik ettiği "Çalın davulları aydan aşağya" türküsü; 1998 yılında Can Dündar tarafından "Yükselen Bir Deniz" belgeselinde -2008 yılında da "Mustafa" filminde- kullanılan ve çekim ekibi kameramanı Murat Özcan'a stüdyo ortamında okutturulan bir ses kaydıdır ve Atatürk'ün kendi sesi değildir... Dolayısıyla bu eseri seslendirme ve dolaylı olarak sevdirme başarısı da sayın Murat Özcan'a aittir. Atatürk’ün maddi ve manevi varlığı ile ve Atatürk dönemi ile bir ilgisi yoktur. Doğrudan Selanik ile bir ilgisi yoktur. Atatürk'ün sevdiği türküler arasında zikredilmesi doğru değildir ve bu yöndeki iddialar da tamamen zorlama ve yakıştırmadır.

Söz konusu türküyü; Atatürk'ün vefatından on yıllar sonra, 1985 yılında, "kaynak kişi" sıfatıyla TRT THM Repetuvarı'na kazandıran kişi ise; sanatçı dostumuz [Doç. Dr.] Hüseyin Yaltırık'dır. Hüseyin Yaltırık, halen TRT İzmir Radyosu'nun kıdemli ses sanatçısı ve THM Şube Müdürü'dür. TRT'nin emektar bağlama sanatçısı ve Yurttan Sesler Topluluğu emekli şefi sayın Nihat Kaya da bu parçanın ondan derleyicisi ve notaya alanıdır.

TRT Müzik Dairesi Başkanlığı tarafından yayınlanan notası üzerinde; eserin yaygınlık alanı olarak "Selanik/Yunanistan" değil de genel anlamda "Rumeli" tanımlanmıştır ve bunda da haklılık payı vardır [Bkz: TRT Müzik Dairesi Başkanlığı THM Rep. No: 2661; Repertuvar Kurulu İnceleme ve Kabul Tarihi: 21 Şubat 1985]. Zira, Nihat Kaya hocamız ve sevgili Hüseyin Yaltırık dostumuzun 1985 yılında kültür-sanat hayatımıza kazandırdığı bu eserin; çok daha evvelki zamanlara ait el yazısı ile yazılmış -kısmen farklı- bir varyantı (eski bir notası) olduğu gibi; 1940'lı yıllarda bizzat Muzaffer Sarısözen ve Halil Bedi Yönetken tarafından Ankara Devlet Konservatuvarı adına Trakya'da yapılan derleme gezilerinde, neredeyse tamamına yakını enstrümantal tarzda altı-yedi adet melodik/güfte varyantı da plaklara kaydedilmiştir. Ve bu parçanın Yunanistan, Makedonya, muhtemelen Bulgaristan ve civar bölgelerdeki mahalli müzisyenler tarafından yapılmış başka mahalli kayıtları da mevcuttur. Dinlediğim o kayıtlar da büyük ölçüde zurna/klarinet/davul ile çalınmış sözsüz havalardır. Ancak, bunların hiçbirisi, sevgili Hüseyin Yaltırık'ın sanat dünyamıza kazandırdığı eser gibi nakaratlı güfte+kıta tekrarlı melodik kuple+ara saz ve düzenli yürüyen aksak ritm fikrini bir disiplin içerisinde taşımamakta, başka bir deyişle, TRT'deki gibi işlenmiş bir sanat eseri fikri vermemektedir.


Atatürk'ün Kendi Sesinden Doldurduğu Plâklar Meselesi

Bizim bu yazıda esas değinmek istediğimiz husus ise Atatürk'ün kendi sesinden doldurduğu plaklar; bilhassa da okuduğu şarkı/türkü plaklarının varlığı meselesidir...

Bu konu, esasen Atatürk'ün vefatından sonra, onun yakınında olmuş bazı şahsiyetlerin kaleme aldıkları satır aralarında da geçmekte olup, henüz varlığı ispatlanabilmiş değildir. Bir gün, bir yerlerden böyle bir disk/plâk/kovan/tel ve/veya farklı bir ses kaynağı bulunabilir mi? Mümkündür! Çünkü ülkemizde henüz ne resmi arşivlere ne de şahıs arşivlerine/koleksiyonlarına ait katalogların hazırlandığını ve bunların yayınlandığını söyleyebilmek mümkün değildir. Sözüm ona "müzik arşivine sahip sanat kurumu" olarak anılan/tanımlanan birkaç kurumun da veritabanları, ilgilisine hizmet verecek ölçüde güven verici ve eksiksiz değildir.

*

Bendeniz; Atatürk'ün kendi sesinden doldurduğu bazı plaklar olduğu hususundaki ilk duyumlarımı; yüce Atatürk'ün huzurunda iki kez bulunmuş, saz çalmış/türküler okumuş, sohbet etmiş rahmetli hocam Sadi Yaver Ataman'dan bizzat aldığımı ve onun müellifi olduğu "Atatürk ve Türk Musıkisi" kitabını da birkaç kez okuduğumu bu meyanda belirtmek isterim [Ankara, 1991, Kültür Bakanlığı/291-Atatürk Dizisi/31; 144 s.]. Söyleyebilirim ki bu konuda yayınlanmış en cesur bilgiye Sadi Yaver Bey'in hatıralarında ve söz konusu kitabında rastlanmaktadır.

Sadi Yaver Ataman, bu hususta şunları yazıyor [Age, s. 17-18]:

"Atatürk'ün sesi güzeldi. Şarkı ve türküleri tavır ve üslubuna göre pek güzel okuyordu. Celal Bayar'ın anlattığına göre; Atatürk'e İngiltere'den bir plağa ses alma makinesi gönderilmiş. Atatürk, bu ses alma makinesine okuduğu şarkı ve türküleri dinlemekten çok hoşlanıyor, bozulmaya yüz tuttukları zaman kırıp atıyormuş. Celal Bayar, bu plaklardan birini Atatürk'ün kendisine verdiğini ve büyük bir ihtimamla sakladığını söylemiştir".

Sadi Yaver Bey'in yazılı/basılı bir kaynakta verdiği bu bilgiler, kendi hatıralarından mıdır yoksa başka bir yazılı/sözlü kaynağa mı dayanıyor? Kesin olarak cevabını veremiyorum. Kitabında Makbule Atadan, Falih Rıfkı Atay, Burhanettin Ökte, Kazım Taşkent, Selahattin Güngör, M. Şâkir Ülkütaşır, Ahmet Hidayet Erel, Sadi Borak'ın basılı hatıraları ve isimleri zikrediliyor; ayrıca başka isimsiz basılı kitap ve dergileri de referans olarak veriliyor; ancak, Dr. Şükrü Şenozan ve babası Dr. Ali Yaver Ataman gibi isimleri de sözlü kaynak olarak zikrediyor. Doğrusu ben, basılı kaynaklardan yaptığım ön okumalarda, yukarıdaki açıklamanın kesin olarak kime ait olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım. Dikkatli gözler tekrar tekrar taramalı. Ama söz konusu kitap yayınladığında 85 yaşını eda etmiş olan merhum hocamın yorgun hafızası da hesaba katılmalı. Ve merhum Adnan Menderes'in Sanayi Bakanı merhum Sebati Ataman'ın ağabeyi olan Sadi Yaver Ataman gibi hem Atatürk dönemini bilen ve hem de merhum Celal Bayar'a yakın duran bir başka sanat adamının ve/veya siyasi bir şahsiyetin hatıralarından da benzer bilgilerin çıkabileceği unutulmamalı.

Şu hususu da belirteyim...

Atatürk ve dönemi hakkında yayınlanmış onlarca hatırayı okurken fark ettim ki büyük ölçüde belgelenebilir bilgilere göre; yüce Atatürk; bir kısmı kulaklarımızda yer etmiş birkaç türkünün de doğrudan kaynak kişisidir [Bunların hangileri olduğu bir başka yazının konusudur]. Ancak bunlar arasında "Çalın davulları..." türküsü yoktur. Ve onun yaşadığı devirde, sağlığında, bilhassa da Selanik'te: "Çalın davulları..." türküsünün varlığından ve yaygınlığından söz eden herhangi bir basılı kaynak da yoktur. Atatürk'ün bu türküyü bildiğine/seslendirdiğine dair yazılı/sesli/görüntülü herhangi bir belgeye rastlanabilmiş de değildir. Günün birinde rastlanırsa ne âlâ...

Atatürk'ün Celal Bayar'a Verdiği Plâk...

Sadi Yaver Ataman'ın sözünü ettiği; Atatürk'ün, merhum Celal Bayar'a verdiği plâğın akıbeti hakkında bundan neredeyse çeyrek yüzyıl evvel bir girişimde bulunduğumu ve Celal Bayar'ın 1986 yılında vefatının ardından, muhterem kızları merhume Nilüfer Gürsoy ile telefon yoluyla bir görüşme yaptığımı da okuyucularla paylaşmak isterim.

Sayın Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali'nin anneleri olan merhume Nilüfer Gürsoy Hanımefendi, yaptığımız görüşmede; kendilerinde, Atatürk'ün sesinden kalan bir plâğın bulunduğunu, ancak bu plâğın İzmir İktisat Kongresi dolayısıyla doldurulmuş bir plâk olduğunu ve bizzat Atatürk tarafından Celal Bayar'a hediye edildiğini bildirmişlerdir. Yani söz konusu plâğın varlığı doğrudur; ancak bu bir müzik plâğı değil, bir konuşma/nutuk plâğıdır.

Nilüfer Gürsoy Hanımefendi, Atatürk tarafından babası Celal Bayar'a hediye edilen bu plak dışında, içinde müzik kayıtları içeren başka bir plâğın ellerinde bulunmadığını, ancak sayısı çok da fazla olmamak üzere bazı piyasa şarkı plâklarının olduğunu da söylemişlerdir ve bendenizi devlethanelerine, söz konusu plâkları görmek üzere davet etme nezaketi de göstermişlerdir -ki bu nazik davete icabet edemediğimi de üzülerek ifade edeyim.

Değerli okuyucular!

Yüce Atamızın vefatının 79. sene-i devriyesi dolayısıyla, aklımda kalan bu bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.

Bu vesileyle bir kez daha Atamızın aziz hatırası önünde hürmet ve minnetle eğiliyor; onun şahsında yukarıda adı geçen merhum Cumhurbaşkanımız Celal Bayar'ı; merhum hocamız Sadi Yaver Ataman'ı, merhume Nilüfer Gürsoy [ve merhum Dr. Ahmet Gürsoy]'u, merhum Adnan Menderes'i, merhum Sebati Ataman'ı ve merhum Tarık Akan'ı cümle göçenlerle birlikte hayır ve rahmetle yâd ediyorum.

 

Sarıyer/14 Kasım 2017.

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Nida Tüfekçi: Türkülere kanat çırpan bir sırça yürek…
“Üzeyir Hacıbeyli“ yâdıma düştü bugün...
Atatürk'ün kendi sesinden bir türkü plağı var mıdır?..
Ali Osman Öztürk'ün Kaleminden “Türküyü Okumak“ ...
“Folklor Dersleri - Halil Bedi Yönetken“ Kitabının Yayınlanması Münasebetiyle…
Diğer Yazarlar

Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzik piyasası!..
Koro sendromu…
İlham Nedir ?.. Hasan Cihat Örter
Topluluktan orkestraya...
Müzikoloji, deprem, İstanbul ve Itri
Esin Atıl’ın Levni ve Surname" kitabında çalgı adlandırma yanlışları (2)…"
Günün Sözü
Dünyanın 7 hatası: Emeksiz servet, vicdansız zevk, kişiliksiz bilgi, ahlaksız ticaret, insaniyetsiz bilim, feragatsız ibadet, ilkesiz siyaset…
(Mahatma Gandhi)

Yazarlar 
Röportajlar
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Frankfurt Müzik Fuarı'nda fabrikası Almanya Trossingen'de bulunan Hohner akordion ve ağız mızıkası  firmasının satış müdürü Stephan Wie...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,47ms