Bugün - 5 Haziran 2020 Cuma
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 22°°C
Haber Detayları

“Operadaki Hayalet“ müzikali ilk kez Türkiye'de...

Andrew Lloyd Webber'in (d. 1948-Kensington) 25 yıldır sahnede olan dünyaca ünlü müzikali The Phantom of the Opera Türkiye'de ilk kez İstanbul Zorlu Center'da 08 Nisan – 26 Nisan 2015 tarihleri arasında her akşam ve hafta sonları gündüz 23 özel seansla gösterime çıkıyor. Başlama saati pazartesi hariç hafta içi her akşam 21.00... Cumartesi günleri saat 15.30 ve 20.30, Pazar günleri ise 14.30 ve 19.30 seansları var. Librettosunu Charles Hart ve R. Stilgoe'nin yazdığı, koreografisini Gillian Lynne'in yaptığı Harold Prince'in yönettiği The Phantom of the Opera 135 dakika sürüyor...

KONSER Haberi - 12 Nisan 2015 Pazar - 20:10
Andrew Lloyd Webber'in (d. 1948-Kensington)  25 yıldır sahnede olan dünyaca ünlü müzikali  The Phantom of the Opera Türkiye'de ilk kez İstanbul Zorlu Center'da 08 Nisan – 26 Nisan 2015 tarihleri arasında her akşam ve hafta sonları gündüz 23 özel seansla gösterime çıkıyor. Başlama saati pazartesi hariç hafta içi her akşam 21.00...  Cumartesi günleri saat 15.30 ve 20.30, Pazar günleri ise 14.30 ve 19.30 seansları var. Librettosunu Charles Hart ve R. Stilgoe'nin yazdığı, koreografisini  Gillian Lynne'in yaptığı Harold Prince'in yönettiği The Phantom of the Opera 135 dakika sürüyor...
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

İlk sahnelenişi Londra'da 27 Eylül 1986 Her Majesty's Theatre; New York'da ise 09 Ocak 1988'de Majestic Theatre'da gerçekleştirilmiş.

Önce Evita, sonra Cats ile müzikal dünyasının tahtına oturan Andrew Lloyd Webber bu krallığını The Phantom of the Opera ile sürdürmeyi başarmakla kalmamış, 1940'lardaki Brodway  müzikalleri popülerliğinden sonra  20.yy'ın sonlarında müzikaller ile seyirci çekilebileceğini de kanıtlamıştı. 

25 yılı aşan geçmişiyle Broadway'in en uzun soluklu ve en büyük prodüksiyona sahip müzikali Operadaki Hayalet, aynı zamanda dünya çapında 40 ülke, 110 şehirde, 65,000 performansla 80 milyonluk bir izleyici kitlesine sahip bir müzikal.

1986’dan beri sahneleniyor ve bugüne değin elde ettiği toplam hasılatı 6 milyar dolar. Türkiye'ye geliş fiyatı ise 7 milyon dolar. Dolayısıyla Türkiye için bir rekor. Sadece parayı vermek yetmiyor. Böylesine görkemli dünya çapında bir müzikali gösterime sunabilmek için  standartların üstünde sahneleme olanaklarını haiz bir sahneye ihtiyaç duyuluyor. İstanbul Zorlu Center Sahnesi açıldığından beridir ki böyle büyük ve donanımlı sahne gerektiren müzikalleri izleme şansına sahip olabildik.

Teknik ekip ve orkestra dâhil 130 kişi görev yapıyor. Bulunabilen çalışanlar gösteri sunulacak ülkeden, bulunamıyanlar o ülke dışından getiriliyor.

Konu Fransız gazeteci yazar Gaston Leroux'nun 1909 yılında yazdığı Le Fantôme de l'Opera (Operanın Hayaleti) başlıklı romanından müzikale uyarlanmış. Paris Operası'nda çalışırken bestelediği operasının başkası tarafından afarozlanmasını önleme müdahelesi sırasında gelişen arbedede yüzü yanan, karşı tarafı da öldüren, bu nedenle kaçak olarak operanın dehlizlerinde yaşamaya başlayarak zaman zaman görünmesiyle adeta hayalete dönüşen bestecinin, eserinin aynı operada başkasına maledilmiş haliyle sahnelenmesi sırasında başrol oyuncularını korkutması, son başrol oyuncusunu beğenerek eğitmeye başlaması, ona aşık olması ve diğer şahıslar etrafında gelişen esrarengiz olayları konu ediniyor. 1916 , 1925, 1943, 1983, 1987, 1989, 1990 ve 2004 yıllarında sinema filmleri çekilmişti.         

Müzikalin gerek müzikleri, gerekse görkemi izlenim sonrasında hatıralardan çıkmayan yaşanımlara dönüşüyor.

The Phantom of the Opera, ardında birçok gizem ve efsane barındıran bir eser. The Phantom of the Opera romanının 1868 doğumlu Fransız yazarı Gaston Leroux, sırlarını mezara götürse de, bu hikayenin birçok çarpıcı detayı gerçekliğini koruyor.

Yazar Gaston Leroux  sıradışı bir yaşama sahip eski bir gazeteci. Türk-Ermeni olayları sırasında Doğu Anadolu'da, Rus Devrimi sırasında Rusya'daydı. Bir ajan gazeteciyken sadece yazarlığa odaklanmaya karar verdi ve birçok kitap yazdı. The Phantom of the Opera da bu kitaplardan biri olup ilk yayımlandığında ilgi görmemişti.

Gaston Leroux, The Phantom of the Opera'yı görkemli Paris Operası'nı gezdikten sonra yazmıştır. Paris Operası´nın altında zifiri bir karanlığın içinde labirent hücreler, gizemli bir yeraltı gölü ve demir ızgaralar bulunmaktadır. Bina Prusya savaşlarından kalma bir hapishanenin üzerine kurulmuştur. O dönemde yer seviyesinin altına kapatılan mahkumlar gün ışığını asla göremiyorlardı. Gaston Leroux, Opera binasını incelerken mimar tarafından neden yapıldığı bilinmeyen petek benzeri geçitler keşfetti, sanki bu karanlık geçitlerde görünmeyen bir canlı yaşıyordu. “Operadaki Hayalet” burada doğdu. Leroux hayaletin gerçek olduğunu ve bunun binayı inşa eden yarı deli, müzisyenlerden nefret eden bir mimar olduğunu iddia ediyordu. Kitabı yazarken kulaktan kulağa yayılan hayalet hikayelerini de dinledi, sadece Paris Operası'nda değil, birçok opera binasında benzer hikayeler olması şaşırtıcıydı.

Hikayenin kadın kahramanı Christina, gerçek bir kişidir. Gaston Leroux, kişisel olarak tanışmıyor olsa da, romanın yazıldığı dönemin ünlü sopranosu Christina Nilsson'dan esinlenmiştir. İsveçli sopranonun hayatı ilginç hikayeler ile dolu. 1901´de Londra´da yine hayaletli opera binalarından birisi olarak bilinen Drury Lane’de La Traviata operasında oynamaya giden Christina´yı gala gecesinde dinleyenlerin arasında Galler Prensi ve onun konuğu olan İran Şahı vardır. Oyundan sonra kendisini ziyaret edeceklerini tahmin eden Christina, Paris´ten çok pahalı ve özel bir giysi getirtir ve hazırlanarak soylu konuklarını beklemeye başlar. Aradan bir saat geçer ve gelen giden olmaz; Christina, görkemli giysisini çıkararak yine operada giydiği paçavra giysiyi giyer. Birden kapı vurulur ve Şah´ın geldiği bildirilir. Christina odadan o kılıkta fırlar ve Şah´ın kolunu tutarak; "Siz çok kötü bir Şah´sınız! Bir saat önce çok güzeldim, sizin için giydiğim muhteşem bir giysi içinde bekliyordum ama şimdi sefil bir görünüm içindeyim. Ayaklarımda bir ayakkabı bile yok." der ve çıplak ayağını kaldırarak Şah´ın burnuna dayar. Bundan sonra Şah´ın ne yaptığı bilinmiyor çünkü Christina´yı alıp odasına girer.

Christina´nın Rusya gezisi olaylarla doludur; her oyundan sonra ince bir giysiyle, yalınayak karlarda koşması, ayı avına çıkıp bir ayıyı bizzat vurduğu ve ayının postunu Londra´daki evinin holüne serdiği unutulmayan anekdotlardandır. 1800’lerin sonunda böylesine sıradışı bir kadının The Phantom of the Opera’nın baş kahramanlarından biri olması şaşırtıcı değil.

Avizenin Gizemi

The Phantom of the Opera’daki meşhur avize kazası opera tarihinde gerçekten yaşanmış bir olay. Tarihî Paris Operası'nın tavanının tam ortasında dev bir avize asılıydı ve 20 Mayıs 1896´ya kadar da orada kaldı. Olay, Helle Operası´nın gala gecesinde gerçekleşti. İlk perdenin bitmesine 9 dakika kala, Soprano Carron aryasını söylerken birden korkunç bir çatırtı duyuldu. Bir ışık patladı, tavandan yağan toz bulutu salona yayılırken seyirciler panik halinde kapılara koşarak izdiham yarattılar. Salon birkaç dakika içinde boşaldığında, geriye yerde yatan yaralılar kaldı. Önce birkaç hafif yaralıdan başka bir zarar oluşmadığı sanıldı ama çığlıklar başlayınca iş değişti. Balkonun altında ezilmiş, çığlıklar atan bir kadın vardı; daha sonra her yeri kana bulanmış bir kız ortaya çıktı, haykırarak annesinin yıkıntının altında kaldığını söylüyordu. Araştırma sonucu avizeyi düşüren sebep ortaya çıktı; elektrik kablolarından birisi kısa devre yapıp alevlenmiş ve avizeyi tavana tutturan sekiz ayağın birisini eritmişti, yerinden kopan ayak aşağıda 11 ve 13 no´lu koltuklarda oturan anne ve kızının üzerine düşmüş ve talihsiz anne tonlarca demirin altında kalarak ölmüştü. The Phantom of the Opera’nın yazarı Gaston Leroux, kitabı yazarken bu olaydan esinlendi.

Bu efsane eserin yazarı Gaston Leroux şöyle demişti:

"Operadaki hayalet gerçekten vardı. Uzun bir zaman için onun oyuncuların yarattığı, batıl inançların uzantısı olan bir hayal yaratığı olduğuna inanıldı ama hayır; o etiyle, kanıyla gerçekti ve gerçek bir hayaletin tüm özelliklerini taşıyordu. Ben onu tanıdım ve ancak yaşayan bir hayalet olduğunu söyleyebilirim..."Gerçek bir hayaletin tüm özelliklerini taşıyordu. Ben onu tanıdım ve ancak yaşayan bir hayalet olduğunu söyleyebilirim..."

Gaston Leroux 15 Nisan 1927'de, 59 yaşındayken beklenmedik bir şekilde zehirlenerek ölmüştü.

Ana karakterler:

Hayalet (Brad Little),

Chiristine (Emilie Lynn)

Aristokrat sevgili (Anthony Downing);

İşte Christine ve Hayalet  arasındaki şarkısal diyalogdan kesit:

Uykuda şarkı söyledi bana, düşlerde geldi,

Beni çağıran ve adımı söyleyen bu ses.

Ve yine mi düş görüyorum? şimdilik buldum,

Operadaki hayalet orada

Aklımın içinde

[phantom (Marco)]

Bir kez daha söyle tuhaf düetimizi

Etrafındaki kuvvetim daha da güçleniyor şimdi.

Ve bakışların arkasına kaçsan da

Operadaki hayalet orada

Aklının içinde.

[christine (Tarja)]

Yüzünü görenler

Korkudan geri çekiliyor

Ben taktığın maskeyim.

[phantom (Marco)]

Duydukları benim.

[christine & phantom (Tarja & Marco)]

Senin ruhun ve benim sesim birleşti;

Operadaki hayalet orada

Aklımın&aklının içinde.

[sesler]

Operadaki hayalet, orada

Operadaki hayaletten sakın.

[phantom (Marco)]

Tüm düş gücünün içinde, hep biliyordun

Bu adamı ve gizemi

[christine (Tarja)]

İkisi de içindeydi.

[christine & phantom (Tarja & Marco)]

Ve gecenin köt olduğu yerdeki bu labirentin içinde

Operadaki hayalet burada

Aklımın&aklının içinde.

[phantom (Marco)]

Müzik meleğimi söyle!

[christine (Tarja)]

Operadaki hayalet, orada!

The Phantom of the Opera'nın ilk gösterimi 1986’da Londra’da gerçekleştirildi ve uzun yıllar boyunca dünyanın en fazla hasılat elde eden müzikali unvanını korudu. Ancak, 1997’de gösterime giren The Lion King (Aslan Kral), 2014’ün son çeyreğinde toplam hasılatını 6.2 milyar dolara ulaştırarak 6 milyar dolarda kalan The Phantom of the Opera’yı tahtından ancak indirebilmişti.

Müzikal hakkında:

The Phantom of the Opera ilk kez 27 Eylül 1986 tarihinde Londra’da Her Majesty's Theatre’da sahnelendi.

Müzikal New York’ta ise 9 Ocak 1988’de ilk kez Majestic Theatre’da sahnelendi.

25 yılı aşan geçmişiyle Broadway'in en uzun soluklu ve en büyük prodüksiyona sahip müzikali Operadaki Hayalet, dünya çapında 40 ülke, 110 şehirde, 65,000 performansla 80 milyonluk bir izleyici kitlesine sahip.

İlk olarak 1986 yılında Londra’da sahnelenen müzikal, Broadway’in en uzun soluklu şovu olmakla kalmadı, beyazperdedeki uyarlamalarıyla, Sarah Brightman, Gerard Butler gibi ünlü isimleri film ve müzik dünyasına kazandırdı.

Müzikal 3 Olivier Ödülü olmak üzere 50’den fazla büyük tiyatro ödülü sahibi oldu.

1988 yılında Tony Ödülleri’nde “En İyi Müzikal” dahil 7 ödül sahibi oldu.

17 Eylül 2009’a gelindiğinde şovun Broadway prodüksiyonu 9.000’den fazla kez sahnelenmişti.

The West End prodüksiyonu ise müzikali 23 Ekim 2010’da 10.000’den fazla kez sergilemişti.

Operadaki Hayalet, ABD, Yeni Zelanda, Japonya, Avusturya, Kanada, İsveç, Almanya, Brezilya, Meksika, Avustralya, Hollanda, İsviçre, Belçika, Kore, Danimarka ve Rusya dahil olmak üzere dünya çapında 27 ülkede, 145 şehirde oynandı.

Müzikal dünyada 15’ten fazla dile çevrildi.

Orijinal albüm, stüdyo kayıtları ve yabancı kayıtları olmak üzere oyunun müziklerinin yer aldığı albümler dünya çapında 40 milyondan fazla sattı.

Müzikalin müziklerinden oluşan orijinal albümü İngiltere’de 2 kez, Almanya’da 9 kez, Hollanda’da 4 kez, Kore’de 11 kez ve Tayvan’da 31 kez platin albüm ödülünü kazandı.

2004 yılında Joel Schumacher’in yönetmenliğini yaptığı film versiyonu için bestelenen ‘Learn to Be Lonely’ şarkısı “En İyi Orijinal Müzik” dalında Oscar Ödülü sahibi oldu.. Oscar Ödülleri sırasında şarkıyı Beyoncé seslendirdi.

Oyunda 281 mum, 250 kg. buz ve 10 adet sis makinesi kullanılıyor.

Her performansta 230 kostüm, 14 kostümcü, 22 sahne değişimi bulunuyor.

Müzikalde önemli bir rolü olan avize; her halatında 35 avize taşı olmak üzere toplamda 6 bin avize taşından oluşuyor. Avize, 3 metre çapında ve 1 ton ağırlığında. Avizenin gösterim sırasındaki düşme hızı saniyede 2,5 metre.

Zorlu Performans Sanatları Genel Müdürü Murat Abbas:

"Türkiye’de ilk defa bu kadar büyük bütçeli bir müzikal bu kadar uzun süre boyunca sergilenecek. 6 haftalık gösterim için 7 milyon dolarlık bir maliyetten söz ediyoruz. Daha önce sergilediğimiz Jersey Boys, Cats, Notre Dame de Paris, Beauty and the Beast’in toplam maliyeti 15 milyon dolar olmuştu. Daha önce 24 gösteriden uzun süren bir şov da olmadı. The Phantom of the Opera, bilet satış performansında şu ana kadar gerçekleştirilen tüm etkinlikleri geride bıraktı. Genele bakarsak, müzikal seyircisi adı altında bir kitle gelişmesi için hâlâ zaman var. Dünyada milyarlarca dolarla ölçülen müzikal endüstrisi henüz Türkiye’de gelişen bir alan değil. Büyük müzikallerin uluslararası turneleri yeni yeni gelmeye başladı.”

Andrew Lloyd Webber kimdir?

İngiliz müzikal bestecisi Andrew Lloyd Webber ( Baron Lloyd-Webber)  22 Mart 1948'de İngiltere Kensington'da doğdu. 20.yy besteciler içinde ticari kazancı en yüksek besteci olarak kabul edilir. Bazıları West End'de ve Broadway'de 10 yılı aşkın süre sahnelenmiş bulunan 17 müzikal besteledi. 7 Tony ödülü, bir Oscar ödülü, bir Emmy ödülü, 6 Olivier ödülü ve bir Altın Küre ödülü kazandı. Şövalyelik ünvanını ise1992 yılında aldı. Müzikallerinin çoğunun sözlerini Tim Rice yazmıştır. Müzikalleri: The Likes of Us (1965), Joseph and the Amazing Technicolor Dreamcoat (1968), Jesus Christ Superstar (1970), Jeeves (1975), Evita (1976), Tell Me on a Sunday (1979), Cats (1981), Song and Dance (1982), Starlight Express (1984), Cricket-1986 (Kraliçe Elizabeth'in 60. doğumgünü için) , The Phantom of the Opera (1986), Aspects of Love (1989), Sunset Boulevard (1993), Whistle Down the Wind (1996), The Beautiful Game (2000), The Woman in White (2004), Love Never Dies (2010).

____________________________________________

Bu yazı Musiki Dergisi Editörü Ayhan Sarı tarafından derlenmiştir.

 

 

 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Andrew, Lloyd, Webberin, (d, 1948Kensington), dünyaca, ünlü, 25, yıldır, sahnede,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer KONSER Haberleri
Azerbaycan Kadim Musiki Aletleri Topluluğu konseri Bakü'de...
Balaban Konçertosu Prömiyeri Kaliforniya'da...
Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan'ın Fazıl Say ile buluşması...

Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan'ın Fazıl Say ile buluşması...
Yalçın Tura eserlerine Melihat Gülses yorumu...
TÜRKSOY Halk Çalgıları Orkestrası konseri…
Bengi Bağlama Üçlüsü 30. Yıl Konseri CRR'de…
“Anadolu Solistleri“ Konseri Bodrum'da…
Diğer Başlıklar

Murat Karahan konseri ve apolitik bir beğeninin olanağı… Prof.Dr. Gökmen Özmenteş
Coronavirüs'e karşı yeni konser salonu (2020)...
Telli Çalgılar Yarışması...
Aşık Mahzuni Şerif: : "İşte gidiyorum çeşm-i siyahım" ... Halil Atılgan
Mesut Mertcan ve Adana Huzurevi… Recep Ergül
Amsterdam Concertgebouw konser salonunda coronavirüs trajedisi: 4 ölü...
Trakyalı müzisyen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti...
Yöresel Van Türküleri Yarışması sonuçlandı…
Fikir hırsızlığının kitabını bastırmış bir fikir hırsızı hakkında… Okan Murat Öztürk
Fırat Kızıltuğ “ Çal söyle şarkımı“ kitap kapağında bas kemençe...
Günün Sözü
Müzisyenin "akademisyen" olmasını bekliyoruz yıllardır!..
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
2,92ms