Bugün - 28 Şubat 2020 Cuma
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 12°°C
Haber Detayları

Nihavend makamında ezan tartışması...

Nihavend makamı dünyevi mi?

DİN ve MÜZİK Haberi - 14 Kasım 2014 Cuma - 01:14
Nihavend makamı dünyevi mi?
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Türkiye'de ezanın güzel okunmadığı konusunda yıllardır eleştiriler yapılıyordu. Diyanet İşleri Başkanlığı sayesinde ezan okuyuşunda düzelmeler görülmeye başlandı. Şimdi konu ezanda nihavend makamının kullanılmasına geldi. Nihavend makamını dünyevi bulanlar var...

 

Bugün Gazetesi'nde Hüseyin Keleş imzalı yazıda gündeme gelen "ezan makamı" fikir ayrılıklarını ortaya çıkardı...

Ayhan Sarı: "Günümüzde kullanım açısından daha yaygın birkaç makamdan biri olan ve donanım/karar sesi olarak batının sol minörü ile eşdaş tutulan (ikisi karşılaştırmalı olarak dinlendiğinde öyle olmadığı duyulan) nihavend makamının, son yüzyıl Türk müziğinde popüler olduğunu görüyoruz. Tarih boyunca kimi makamlar gözdeleşmiş, kimileri de gözden düşmüştür.  Bunu tarihsel süreçlerde gözlemlemekteyiz. Bir makamın popüler oluşu onun dini müzikte kullanımını engellememeli. Nihavend makamına "dünyevi olduğunun düşünülmesi" gerekçesiyle neredeyse cinsel kimlik yüklenecek.  Tartışma bu açıdan ilginç bir boyuta taşınıyor. Genelde ezanların okunduğu makamlar olan rast, uşşak, hicaz, segah, hüseyni, saba dünyevi değil de; nihavend mi dünyevi?..  Dini müziği icra eden kişinin okuyuşu ile alakalı bir konu yüzünden bir makamı dünyevi olarak yaftalamak ne derece doğrudur? Nihavend makamında ezan insanı kendine çekiyor. Tasavvufi hisleri canlandırıyor. Bütün hüner veya hünersizlik müezzinin makamı bilgi görgü ve yetenekleri ölçüsünde kullanmasında ve sesine yansıtmasındadır..."

Ahmet Say: Beni, “Müzik sanatıyla ilgili her çeşit bilgiyi belleğinde hazır tutan bir müzik yazarı” sananlar, nedense güncel bir konu haline gelen “Ezan’ın Nihavend makamıyla okunması” tartışmasına ne diyeceğimi soruyorlar. Ezan konusu tarafımdan hazırlanan üç ciltlik Müzik Ansiklopedisi’ndeki “Ezan” maddesinde şöyle yer almıştır: "...Her vaktin makâmı ya da makâmları belirlidir. Kesin kuralları olmasa da, uygulama geleneği genellikle şöyledir: Sabah ezanı: Sabâ ya da Dilkeşhâverân. Öğle ezanı: Sabâ, Hicaz,Uşşak. İkindi ezanı: Hicaz, Uşşak. Akşam ezanı: Hicaz, Râst, Uşşak. Yatsı ezanı: Hicaz, Uşşak, Beyâtî, Nevâ, Râst...” Çoğunlukla “Şarkı” formundaki eserlerde kullanılan Nihavend makamının, “Namaza çağrı” anlamındaki Ezan’a yakışmayacağı açıktır. Yakışır olsaydı, yukarıda ayrıntılarını verdiğim ezan makamları geleneğinde Nihavend de yer alırdı. (Evrensel Gazetesi - 25 Ekim 2014)

*   *   *

 Ezanda 'nihavend' tartışması... Hüseyin Keleş (1)

Osmanlı’da sadece Konya’da ve ikindi vakti okunan ‘Nihavent makamı ezan’ özellikle İstanbul’da yaygınlaşmaya başladı. Uzmanların geneli, ‘dünyevi’ bir makam olan ‘Nihavent’in okunmaması yönünde görüş belirtiyor.

Türkiye yıllarca ezanın güzel okunup okunmadığını tartıştı. Kamuoyu ezanın güzel okunmadığı konusunda hemfikirdi ancak ne yapılması gerektiği konusunda kafalar karışıktı. Katı laik kimliğe sahip isimler ezanın tamamen kaldırılmasını ya da Türkçeleştirilmesini isterken, kamuoyunun büyük çoğunluğu ezanın güzel okunması için ‘eğitim’in şart olduğunu savunuyordu. Sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı kamuoyunun baskısına boyun eğerek, ezanın güzel okunması için kurslar başlattı.

Müezzinler eğitimden geçirildi ve başta büyük camiler olmak üzere, hemen her camide ezanlar makamlı okunmaya başlandı. Hatta kimi Diyanet görevlileri işi daha da ileriye götürerek, konuyla ilgili kitaplar ve arşivlik albümler oluşturdular. Türkiye bu dönemde ‘cumhur müezzinliği’, ‘Enderun teravihi’ gibi eski adetleri hatırladı. Tam işler oturdu, ezanlar güzelleşti derken bu defa karşımıza ‘Nihavent ezan’ çıktı.

Nihavent ezanı ilk defa Ayasofya Müzesi’nde dinledik. Müezzin büyük bir hünermiş gibi kalabalık bir davetli huzurunda ‘Nihavent makamı’nda ezan okudu. Kısa bir araştırma sonunda İstanbul’un büyük camilerinin bazılarında, ‘Nihavent ezan’ merakı başladığını öğrendik. Bunlar arasında başı Şehzadebaşı Camii çekiyordu.

Halbuki Osmanlı döneminde sadece Konya'da perşembe günleri ikindi vakti Nihavent makamında ezan okunurdu. Bir gelenek olan ‘Nihavent ezan’, cuma gününü müjdelerdi. Biz de sizler için, ‘Nihavent makamında ezan okunur mu?’ sorusunun cevabını bulmaya çalıştık, konunun uzmanlarına danıştık. Uzmanların büyük çoğunluğu, Nihavent makamında ezan okunmaması görüşünde. Çünkü Nihavent, “fazla dünyevi bir makam.” Ancak, Ahmet Şahin  gibi Nihavent ezan okunabileceğini savunanlar da var:

Nihavent bir şarkı makamıdır. Bu makamda ses uzatmalar meşhurdur. Türk musikisinde kullanımı oldukça fazladır. En büyük nedeni ise Batı müziği enstrümanlarının da kullanılabilir olmasıdır. Türk musikisinde klasik olmuş birçok eser Nihavent makamında okunmuştur. İnsana rahatlık, sakinlik ve huzur veren bir duygusu vardır.

Müzisyen Veysel Dalsaldı: “Nihavent, lahuti bir makam değildir. İnsanlar üzerinde ilahi bir tesir uyandırmaz. Çok daha dünyevidir. Böylesi dünyevi tesirler bırakan makamla insanları ibadet ve taate davet edemezsiniz. Eskiler eğer beş vaktin içerisine bu makamı koymamışlarsa, muhakkak ki bizim bilmediğimiz şeyleri bildikleri içindir. Bu makamda ilahiler yapılması bile Osmanlı’nın son yıllarında mümkün olmuştur. Büyüklerimiz Nihavent yerine Buselik makamını kullanmışlardır. Nihavent makamıyla ezan okunduğunu ilk defa, çeyrek asır önce Konya’ya gittiğimde duymuştum. Konya’da bu makamda ezan uzun zamandan beri okunuyormuş. Nihavent makamında ezanı İstanbul’a getiren, Fatih Camii emekli müezzinlerinden Bekir Büyükbaş’tır. Kendisi Konyalı’dır. Bu yüzden bu tasarrufu Bekir Büyükbaş’a çok görmemek gerekir. Büyükbaş, ezanın Osmanlı ağzıyla okunması için de çok çalışmıştır.”

TRT sanatçılarından Neyzen Ahmet Şahin: “Osmanlı’da olup kaybolan gelenekler var. Bazı yerlerde devam etmiş, bazı yerlerde etmemiştir. Mesela Anadolu’da salalar verilir, İstanbul’da yoktur bu gelenek. İstanbul’da yok diye Osmanlı’da yok diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Nihavent ezan da böyledir. Osmanlı’da Konya’da sadece perşembe ikindi vaktinde Nihavent ezan okunurmuş. Bence Konya’nın dışında da okunmasında bir sakınca yok. Güzel de bir şey. Hatırlatıcıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, ezana yakışmayacak geçki ve namelerle icra edilmesidir.”

İzmir Hisar Camii Müezzini Muhammed Emin Ayaz: “Osmanlı geleneği olsa diğer şehirlerde de çokça görülebilirdi. Nihavent makamı cami içinde Müslümanlaştırılma-sı ve dindarlaştırılması zor bir makamdır. Bunun sebebi de batı minör parçalarını andırmasıdır. Tekkelere dahi sonradan girmiştir Müslümanca bir icra olmazsa bolca batı kokusu alırsınız. Nihavent, ezan vakitleri için belirlenmiş makamlar arasında yoktur.”

İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, Türk Müziği Konseyi Başkanı Göktan Ay: Osmanlı geleneğinde ne ise onu uygulamak lazım. Nihavent ezan Konya’da Perşembe günleri ikindi vaktinde okunan bir makamdır. Bunu alıp bütün Türkiye’ye yaygınlaştırmak doğru olmaz. Kişisel tercihlerle bu makamı her camiye mal etmek doğru değil. Çünkü zaten ezan vakitlerinin belirlenmiş makamları vardır. Bunun dışına çıkmamak gerekir.

Nihavent makamıyla söylenen çok meşhur ve halka mal olmuş şarkılar var. Sezen Aksu’nun seslendirdiği ‘Ah İstanbul’, son dönemde Candan Erçetin’in seslendirdiği ‘Aşka Gönül Vermem’, Münir Nurettin Selçuk’un ‘Biraz Kül Biraz Duman, O Benim İşte’, Emel Sayın ve Muazzez Ersoy’un yorumladığı ‘Ellerim böyle boş boş mu kalacaktı’, Zeki Müren’in seslendirdiği ‘İnleyen Nameler Ruhumu Sardı’, Emel Sayın’dan dinlemeye alıştığımız ‘Kız Sen İstanbul’un Neresindensin’ ve Müzeyyen Senar’dan ‘Bir İhtimal Daha Var’ Nihavend şarkılardan sadece birkaçı.

Ezanın günümüzde okunan makamlarıyla Osmanlı’daki makamları arasında önemli farklılıklar var. Şu anda sabah namazında ‘saba makamı ezan’ tercih ediliyor. Ancak Osmanlı’da uyandırma etkisinden dolayı ‘Hicaz’ okunurmuş. Öğle vaktinde günümüzde Hicaz ve Uşşak makamı kullanılırken, Osmanlı’da ‘Saba’ makamında okunuyordu. Nedeni ise, Saba’nın dini ve uhrevi duyguları uyandırması. Yani iş vaktinde bu makamın insanlara olumlu etki yapması için. Diğer vakitlerde günümüzle bir farklılık yok. İkindi vakti Uşşak ve ailesinden, akşam Segah, yatsı ise Rast makamı ile ezan okunuyor.

 _________________________________________________________

(1) http://yasam.bugun.com.tr/ezanda-nihavent-tartisma-haberi/1305358

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Nihavend, makamı, dünyevi, mi,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz

Nezih Kanbur()
Tam vaktini anımsamıyorum ama şu gün 5 Ağustos 2016 ise, İstanbul Çamlıca civarındaki evimde ilk kez bir nihavend ezanı son 5 sene içinde bir vakit duymuş bulundum. O günden beri de zaman zaman, fakat artık epey sıkça duymaktayım. 1974 doğumluyum. Evet! Zaman zaman çok kötü okuyan müezzinlere de raslamışlığım olsa da, 2000'li yıllara kadar alışageldiğimiz dışında (-ki bu Osmanlı ezanıdır...) bir makamda veya usülde ezan duymamıştım. Makamları ayırtedebilecek müzik bilgim yok normalde, ama müzik kulağım var, enstrüman çalarım. Hatta sözlerinin haricinde müziğin anlamını duyabilirim. Notaların dizilişlerinin de elbette ki bir anlamı vardır. Bu anlamı okuyamayan bir kimse, ezanın neden Nihavend olmaması gerektiğini anlamaz. Cehaletin bu kadar had safhaya ulaştığı, insanların birbirinin fikrini saygı ile dinleyip anlamaya çalışmadığı böyle bir ters zamanda, üstelik "Neden olmasın? Oysa hoca ne kadar içli okudu." diye size karşı çıkan da çok olabilir. Nihavend elbette içlidir. İlk duyduğumda, "Ne yaptın sen hoca?" dedim kendi kendime. Bu tartışma götürür bir konu değil aslında. Allah'a çağıran bir mesaja uyumsuz bir tınıda okuduğunu farketmiştim ve bundan rahatsız oldum. Zaten ekstra uzatmaları da, her mevzuda "Orta yolu tut." diyen Rabbimizi anlamamaktan, O'na gösteriş yapmaktan başka birşey değildi. Okunan ezanın tınısı bana Münir Nurettin Selçuk'un Kalamış eserini anımsatınca meraktan makamını sorguladım. Nihavend makamını ilk o vakit öğrendim. Bu anının üzerinden belki üç belki beş sene geçmiştir, az evvel Cuma ezanını yine -belli ki- nihavend okudu müezzin. Bu sefer de birinci Allahüekber ve birinci Eşhedüenlailahe illallah kısmını, "Üsküdara gideriken aldı da bir yağmur"; ikinci seferlerini de "Katibimin setresi uzun eteği çamur" ezgileriyle dinleyince, gayrı ihtiyari, "Üsküdara gider iken de Nihavend mi yoksa?" dedim. Aslında "-mi?" demedim. "Üsküdar'a giderken de mi?" dedim. Adam resmen o ezgiyle okuyordu. Komplo teorisi diyebilirsiniz, paranoyak diyebilirsiniz. Bugünkü iktidarın daha henüz Fethullah Gülen terör örgütünü doğru tanıyamadığı bir dönemde, örgütün yayın organı Zaman gazetesinde Nihavend ezanı öven bir yazı görmüştüm, bir kaç sene evveldi. Ballandıra ballandıra, ağdalı eski dilde kelimelerle göz boyamak istercesine kaleme alınmış bir yazıydı. Bu ülkede paranoyaklaşmamak elde değil açıkçası, yanlışı "gün gibi ortada" olan bir şeyi övüyordu. Tabi anlayana "gün gibi". Aynen o başlarının yaptığı gibi anlaşılmaz bir ağızla övüyordu. Açıkçası bunun bile örgütün maksatlı olarak hayatımıza sokmaya çalıştığı birşey olduğunu düşünmeden edemiyorum. Aslında kasıtlı bir iş olduğuna adım gibi eminim de Allah'tan korkuma, kesin şu kişi yapıyor demekten imtina ederim. Ne yazık ki birileri bu ülkede bu şekilde bu halkın kolayına anlayamayacağı biçimde, inceden inceden kültürümüzün sağlam altyapılarını dejenere etmek için çalışıyor. Gerçi o kültürü anlayan olmadıktan sonra dejenere olsa ne olur ya, hakikat şu ki batılı nasıl ki yemek dükkanını kırmızı renge boyayarak bilinç altını uyarıp seni kendi yemek dükkanına girmeye nasıl teşvik ediyorsa, ecdadımız da Allah'ın çağrısına en uygun tınılarla namaza çağırmayı yüzyıllar öncesinden biliyorlardı. İşte bozmaya çalıştıkları bence budur. Eğer Nihavend ezan Konya'da okunmaya başladıysa, belli ki başıbozukluk Konya'dan başlamıştır. Sadece bir tahmin. Not: Nihavend ezan yanlış olduğu gibi bizim kültürümüzden olmayan başka tınılar da yanlıştır. Aslında 2000'lerin başlarında - Nihavend ezan vakalarından öncesinde de - zaman zaman Arap ezgilerini andırır şekilde yanık diyebileceğim ses dalgalanmaları olan ezan okumalarını biraz üzülerek duymaya başlamıştım. Bunları hala çok sık duyuyoruz. Batıya hayranlık ne kadar yanlışsa Arab'a hayranlık da o kadar yanlıştır. Sonuçta Osmanlı ezanı, sanatta belli bir kemale ermişliğin izlerini taşır. Küçümsemek yapacağım birşey değil, niyetim de asla bu değil ama Arap ezgileri nispeten gelişmemiştir. Az önce zikrettim. Bizim ezanımız bilinç altından namaza çağırır. Mimar Sinan'ın camileri mesela, şaşırtıcı şekilde cemaate kucak açar şekilde tasarlanmıştır. Bunca gelişkin kültürü, birikimi kenara atıp, Arap olması ile yani peygamberin kökeni olması ile Arap tınısını kıymetli saymak, peygamberin cahiliye Arabistan'ına geldiği hakikatinden yola çıkarak "cahiliye" kısmını yüceltmeye benziyor. Bu hataya düşmemeliyiz. Hakiki bir iyiliği varsa onu almalı, geri olanı terketmeliyiz. Hatta artık biz de birşeyleri geliştirmek için çaba sarfetmeliyiz. 21. Yüzyıl oldu. Bu yanlışın müsebbibi Peygamberimize atfedilen ama sapına kadar iftira olduğu KURANA ZITLIĞINDAN BELLİ OLAN "Arabı şu üç şeyden dolayı sevin..." hadisidir. Arap milliyetçiliğinin eseri olan bu hadis aslında Peygamberimiz'in veda hutbesinde söylediği, "Arab'ın Arab olmayana bir üstünlüğü yoktur" sözüne de terstir. Herkese Allah'ın sözüyle: "Efelâ Yâ'kilûn!" diyorum.
Gönderilen Tarih - 5 Ağustos 2016 Cuma (21:43)  

Diğer DİN ve MÜZİK Haberleri
Kaside-i Bürde… İlhami Gökçen
Diyanet'ten müzik fetvası…
Muzikoloji ve Din... Recep Uslu

Muzikoloji ve Din... Recep Uslu
Yoga merkezlerine dini sembol ve müzik yasağı...
Müzik enstrumanlarını yine parçaladılar...
Osmanlı'da Zâkirbaşılığın koşulları...
Nihavend makamında ezan tartışması...
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Diğer Başlıklar

SATILIK -340 parça- ÇALGI KOLLEKSİYONU
2020 yılı “Türkiye Yaşayan İnsan Hazineleri” belgelerini aldı…
Kayıt teknolojisi ve nota yazısı ekseninde meşk… Dr. Fatih Coşkun*
Yeni bir “Edvar”… Recep Uslu
Kitabu İlmi'l-Musiki’nin yazarı gerçekten Dimitrie Cantemir midir?... Gökhan Yalçın
Dizi-dizi dizinler / indexler... Nesrin Kalyoncu
Celal Şengör vesilesiyle: “Milli musiki” fikri ne kadar milli?.. Gökmen Özmenteş
Türk Müziği’nin 2023 - 73 Yol Haritasının Belirlenmesi Uluslararası Sempozyumu'na başvurular…
4. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Korolar Festivali'ne başvurular başladı…
Cumhurbaşkanlığı 2019 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri belli oldu…
Günün Sözü
Doğru bir fikri savunmak için kullanılan yanlış argümanlar, bizzat o fikre zarar verir…
(Kemal Göze)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,39ms