Bugün - 20 Ekim 2021 Çarşamba
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 27°°C
Yazar Detayları

Tahir Aydoğdu

Tahir Aydoğdu - Musiki repertuvarımızdaki klâsik eserler...

Musiki repertuvarımızdaki klâsik eserler...
Yazı Tarihi: 24 Nisan 2021 Cumartesi

“Musiki repertuvarımızdaki klâsik eserleri neden, nasıl dinlemeliyiz ? Nasıl dinlemeliyiz ? Repertuvarımızda nasıl yer almalıdır?

Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi Klâsik Musikimiz, Halk Musikimiz (Folklor), Askeri Musikimiz (Mehter) ve Tasavvuf-Dini Musikimiz; Türk Musikisi’ni oluşturuyor.

İşte bu oluşumda en önemli yeri tutan unsurlardan birisi de Türk Klâsik Musikisi’dir.

Türk Klâsik Musikisi’ndeki önemli bestecilere baktığımızda gördüğümüz şöyle bir manzara var:

Kullanılan büyük usûller, makamların geleneksel hali (Arel-Ezgi-Uzdilek’in listelediği ve anlattığı şekilde değildir ! ) tercih edilen birbirinden değerli güfteler, musiki zevki ve anlayışı ,o zaman ki yaşam tarzı şeklinde özetleyebilirim.

Klâsik musikimizin en büyük bestecisi Hammamizâde Dede Efendi’ye, Zekâi Dede Efendi, Meragalı Abdülkadir, Tanburi Ali Efendi, Sultan III.Selim ve diğer büyük bestecilerimize baktığınızda durum yukarıda anlattığım gibidir. Bu besteci örnekleri haliyle çoğaltılabilir. Gerek Dede Efendi’nin gerekse Zekâi Dede Efendi’nin eserlerinde, keza Sultan III.Selim’in eserlerinde adeta dantel gibi işlenmiş notalar, usûlle birlikte uyum içinde bestelenmiş güfteler, musiki zevki , bestelenmek üzere seçilen güftelerin kalitesi, geçmişten gelen birikimin musiki ile çok başarılı bir şekilde aktarılmasından bahsedebilirim.

Bana bazen soruyorlar geçmişte mi yaşıyorsun diye ! Evet, bu muhteşem eserleri öğrenip seslendirdikten sonra, hocalarımızdan meşk ettikten sonra o döneme gidiyorsunuz ,adeta zamanda yolculuk yapıyorsunuz o güzelim eserleri dinledikten sonra. Evet, o dönemi yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyorum.

Benim şansım; hem sanatçı bir babanın oğlu olmak hem de TRT Ankara Radyosu gibi ulvi bir mekânda musiki öğrenmek, değerli hocalarla meşk etmek olmuştur ama Ankara Radyosu’nun günümüzde konservatuvar fonksiyonunu devam ettirdiğini söyleyemem ne yazık ki !

Burada Dede Efendi ve Zekâi Dede’nin bazı eserlerinden örnekler vermek istiyorum: Hammamizâde İsmail Dede Efendi’nin Bayati makamında Hafif usülündeki bestesi: Bir gonca femin yâresi vardır ciğerimde ( kaybettiği evlâdının arkasından bestelemiştir) ve Acemaşiran Ağır Semaisi: Ey lebleri gonca yüzü gül serv-i bilendim ; Zekâi Dede Efendi’nin Ferahnâk Bestesi: Söyletme benim cânım efendim kederim var, Hisarbuselik yürük semaisi: Gönlüm hevesi zülf-i siyehkâre düşürdüm.

Tanburi Ali Efendi ‘nin bestelerinden de örnek vermek isterim :Suz-i dil Beste: Bilmedik yâri ki bizden bu kadar gafil imiş ve aynı makamda Ağır Semâi: Kan-ı yâd-ı lebinle hûn-i dil nûr ettiğim demler. Örnek vermek istediğim bir bestecimiz de Sultan III.Selim Hân. Günümüzde güzel bir benzetme var Sultan III.Selim ile ilgili:

“Part-time padişah, full-time müzisyen.! ” (yani yarı zamanlı padişah, tam zamanlı müzisyen)

Sultan III.Selim’in eserlerine baktığınızda en dikkati çeken şey, en çok beste yapan padişah olmasıdır. Beste yapmakla kalmamış besteci ve müzisyenlere büyük destek vermiş, kendi terkib ettiği pek çok makam da vardır. O’nun dönemi adeta musikimizin en parlak dönemidir.Birkaç eserinden örnek vermek gerekirse:

Sûz-i dilârâ Yürük Semai: Ab-ü tâbi ile bu şeb hâneme cânân geliyor ,

Sûz-i dilârâ Ağır Semâi: A gönül cür’a mıyız kar-ı penâh eyleyelim.

Yazılarımı takip edenler hatırlayacaklardır ! Musikimizde klasik bir takım nasıl yapılır, içinde hangi formdan eserler içerir gibi sorulara cevap vermiştim. Hatırlatmakta fayda görüyorum. Peşrev ile başlayan ( 1 hane değil gerekirse 4 hanenin de icra edileceği bir peşrevden bahsediyorum ) arkasından 1. Beste, 2.beste, Ağır Semâi, Yürük Semâi ve Saz semaisi ile biten bir takım. Böylesi düzenlenmiş bir takıma doyum olmaz. Düşünün bir Tanburi Ali Efendi’yi. Onun bestelemiş olduğu Suz-i dil makamından bir takım icra ettiğinizi.

Klâsik dönemin bestecilerinde alışılagelmiş bir uygulamadır bir makamdan klâsik bir takım bestelemek, hatta bazı besteciler terkib etmiş oldukları makamdan da takım bestelemişlerdir. Tanburi Ali Efendi’nin örneğinde olduğu gibi.

Klâsik eserlerden ve bestecilerimizden bahsettikten sonra neden klâsik eserler dinlemeliyiz sorusuna cevap vereyim.

Klâsik eserlerdeki anlayış, makam anlatımı, usülün kullanımı, vezin-usûl ilişkisine dikkat çekmek isterim. Bu eserleri dinlediğiniz zaman makam seyrini çok iyi tesbit eder, öğrenirsiniz. Güfteyi araştırıp açıklamaları öğrendiğinizde o zaman ki güfte anlayışının ne kadar farklı olduğunu görürsünüz. Usûl, vezinin adeta bir saatin tik takları gibi nasıl düzenli bir şekilde işlediğini müşahade edersiniz. Tâbiri caizse eserle meşk edersiniz. Eğer Bekir Sıdkı Sezgin, Alâeddin Yavaşça veya Meral Uğurlu gibi önemli solistlerden de dinlerseniz bütün bu bilgileri pekiştirmiş olursunuz.

Nasıl dinlemeliyiz sorusuna gelince: artık günümüzde araştırıp sorgulamak şartıyla aradığınız pek çok eserin notasına ulaşmak kolay. Karşınızda nota ile birlikte iyi bir icracıdan dinleyerek, büyük usûl de olsa usûlü vurarak takip eder, güftenin anlamını da bilirseniz bütün bu unsurlar, sizi eserin bestelendiği döneme götürecek, adeta bir zaman yolculuğu yapacak ve eserin tadına varacaksınız. İşte klâsik bir eser böyle dinlenir.

Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi TRT ve Kültür-Turizm Bakanlığı Devlet Korolarından bahsetmiyorum çünkü onların görevidir zaten klâsik eserlere sahip çıkarak icra etmek ! Bu konu bir başka yazımın konusu olabilir.

Amatör korolarımızın muhakkak genç kuşaklara örnek vermesi gayesiyle klasik eserlerimizi de seslendirmesi gerekir. Hiç olmazsa senede bir yapılacak konserin bir bölümünde klasik bir takımdan örnek verebilir veya ağır semai, yürük semai formlarından örnek eserler de seslendirebilirler. Yoksa sadece son dönem bestecilerinden örnek vermek, gerçek musikiyle ilgilenmek değildir. Musikimiz sadece şarkı formu değildir.

Önemli bir konu da gerek meşk yöntemiyle gerekse nota ile günümüze kadar gelebilmiş klâsik eserlerimizi bundan sonraki kuşaklara doğru ve düzgün aktarmaktır. Bu aktarma hem icra hem de nota ile hatta meşk yöntemi ile de olmalıdır. Kısacası geleneksel yöntem ile günümüz nota sistemini ve teknolojiyi kullanmaktır.

Bu arada en önemli konulardan birisi de elimizdeki icra ve notaları ihtiyacı olan herkesle paylaşmaktır. Bu sayede klasiklerimizi unutmaktan kurtaracağımız gibi daha da çok yaygınlaşmasını sağlayabiliriz.

17 Nisan 2021

Ankara

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüözlük...
Musiki repertuvarımızdaki klâsik eserler...
Bir konser dinlemek...
Musikide refakat...
Bir çalgı öğrenmek...
Bir konçertoyu çalışmak...
Diğer Yazarlar

Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüözlük...
Akademide "Benzerlik Oranı" , "İntihal Oranı"na karşı...
Kadersiz Türküler -2 - : "Erkilet günaydı(n)"...
Kitabu İlmi'l-Musiki Alâ Vechi’l-Hurûfât'ın müellifi kimdir? -16-
Fazıl Say'ın Feyzi Erçin'e desteği…
Oktay Dalaysel - Büyük bir insanı daha yitirdik...
Aslında herşey baştan bellidir...
Koro sendromu…
Yazılarınızı bekliyoruz... Musiki Dergisi
Orkestra müziğin fabrikasıdır...
Meragi niçin 24 şube dedi? Hurufilikten etkilendi mi?..
Çevrimiçi Türk Halk Musikisi Videoları: "Konma Bülbül Konma Nergis Daline"
Günün Sözü
"Bilgi artık her yerde..."
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Hasan Saltık ile müzik endüstrisi üzerine bir söyleşi… Süleyman Fidan[1]
Süleyman FİDAN: Efendim, Neşet Ertaş’la başlayalım. Neşet Ertaş’ın kaç eseri sizde? Sayı alabilir miyim? Hasan SALTIK: On yedi tane ser...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,23ms