Bugün - 11 Temmuz 2020 Cumartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 27°°C
Yazar Detayları

Ayhan Sarı

Ayhan Sarı - Kemençe Kuartet ve Türk Müziği Orkestrasına giden yola bugünden bir bakış…

Kemençe Kuartet ve Türk Müziği Orkestrasına giden yola bugünden bir bakış…
Yazı Tarihi: 15 Nisan 2020 Çarşamba

Türk müziği orkestrası üzerine hayal ile başlayan çalışmalarım 40 yıl öncesine yani 1980’lere uzanır. 1985’de İTÜ TMDK  Türk Musikisi Sempozyumu’nda sunduğum 21 (!) sayfalık bildirinin başlığı “Türk Musikisinde Çalgılama ve Orkestralama” idi. Oturum başkanı ise merhum Cahit Atasoy. İçinde keman dahil hiçbir batı müziği çalgısının yer almadığı bir TM orkestrası hayal ediyorduk. Bu alanda çalışmalar yaptık. 20.yy ilk yarısının orkestra açısından belki de en önemli çalışmasını gün ışığına çıkardık. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı da yayınladı. Hüseyin Saadettin Arel’in yakın arkadaşı Dr. Zühtü Rıza Tinel’in 1926’da kaleme almaya başladığı “Asri Kemençe” çalışması…

O günlerden bugünlere 40 yıla yakın bir zaman dilimi geçmiş.

Bugün daha net olarak görmekteyiz ki o zamanlarda dile gelen, bizim de halen söylemeye devam ettiğimiz “Türk Musikisi Orkestrası” kurulamadığı gibi söylemi de daha “pısırık” bir hale dönüştü.

1980 sonrası süreç içinde çaba gösterenler oldu. Fakat bu çaba gösterenler ya öğrencilerini iyi seçemediler, ya seçtiklerini iyi yetiştiremediler-bilgi ve yeterlilik düzeyini kazandıramadılar ya da diğer orkestral müzik karşıtı TM cenahı kemençe eğitiminde üç tellici-dört tellici ayrımı tartışmalarını pompalayarak TM’nin kısırlaşmasına katkıda bulundular. Üç telli kemençe ile ile dört telli kemençenin iki ayrı çalgı olduğunu, birinin bireysel diğerinin orkestral icrada görev alabileceğini gözardı edip, bu konuda adeta “anarşi” yarattılar ve Türk musikisi orkestrasının temelini atacak yeni yaylı çalgı icracıları neslinin filizlenmesine, yetişmesine izin vermediler.  

Ve günümüzde İhsan Özgen’den sonra bu cenah Derya Türkan’ın eline kaldıysa da, büyük çoğunluğu Derya Türkan’ın kemençede çıkardığı tınının yanına bile yaklaşamadılar. Değil 10 kemençeci, 3 kemençecinin bile biraraya geldiklerinde “kakışımsız”  doyurucu toplu bir icra yaptıkları görülmedi.

Varsa yoksa (haklı olarak) bir "Derya Türkan solo icra övgüsü" süregeldi. Tıpkı Tanburi Cemil Bey’in efsaneleştirilmesinde olduğu gibi.

Kişisel çalışma gayretleriyle yürüyen bu çalışmalar ne toplumda, ne de görev yaptıkları TM kurumlarında anlaşılamadı.  Eskiye tutunmakla geleneğin sürdürüleceğine inanan gruba inanmak, onun ardında yürümek TM cenahının işine geldi.

Bir çalgıyı toplu olarak icra edebilmenin önemi anlaşılamadığı içindir ki Türk musikisi icracıları, oturtumu yerleşmiş düzenli bir orkestranın daimi üyesi olamadı.  

Orkestrada görev almayan çalgıların, müzisyenini “para kazanma açısından” memnun ettiği tarih boyunca görülmedi. 

Bazı değerli Türk müzisyenleri orkestral TM repertuarına yeni eserler ve seslendirimler kazandırdılar.

Kişisel çalışma gayretleriyle yürüyen bu çalışmalar; ne toplumda, ne de görev yaptıkları TM kurumlarında anlaşılamadı. Yalçın Tura, Ruhi Ayangil, Teoman Önaldı, İhsan Özer ve bu satırların yazarı Ayhan Sarı gibi etkin idareci  konumunda (müdür, dekan, devlet korosu şefi) görev yapmış olsalar da Türk Musikisi Orkestrası'nın kurulması ve yerleşmesi konusunda etkili olamadılar. Burada "etkili oldurulmadılar" hususunu da gözardı etmemek gerekir.

Eskiye tutunmakla geleneğin sürdürüleceğine inanan "klasik" gruba inanmak, onların ardında yürümek genel TM cenahının işine -belki de kolayına- geldi.

Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu'nin çöküşünde olduğu gibi cepten yediklerini fark edemediler. Geleneğin devamı tasası bir ölçüde anlaşılabilirse de gözlemim odur ki hocalarının öğrettiklerini, hocalarından gördüklerini -günü ve çevrelerini dikkate almadan- aynen takib ettiler. Halen müzikle ilgili icra vs sorun çıktığında hemen "hocam şöyle derdi" deyip sorunu çözmeye çalışıyorlar. Kendi fikirleri, düşüncelerinin olmayışı değil tabii ki davranışlarının nedeni... Bu da zamana uyum problemleri ve içe kapanmaları sonucuyla birlikte gerilemeyi, daralmayı ve kısır döngüyü beraberinde getirdi. Müziklerinin başındaki "sanat" ibaresi artık açıkça sorgulanır hale gelmişti.

Gidenin geriye gelmeyeceğini, her gidende, yeri dolmayacak kaybın meydana geldiğini, kendilerinin varlığının bu boşluğu doldurmada yeterli olmayacağını yıllar sonra anlamış olsalar da iş işten geçmişti.

O cenah ki hala tutunuyorlar ve ne mutlu ki Türk musikisi onların tutunmasına hala izin veriyor. Bu “tutunma meselesi” tartışmalı…

Türk musikisi müzisyenlerinin  “Akademi” ile de barışamadığını söylemek için yeterli geçmiş zaman dilimine sahibiz. Türk musikisi müzisyenleri akademi ile barışamamıştır. Bu sisteme uyum sağlayamamıştır. Aradan akademik bürokrasiyi bilen ve yabancı dil barajını geçenler titrleri kapmışlardır. Yine gördük ki “Her boşluk mutlaka dolar”  kuralı burada da işledi. Boşluk doldu. Ama nasıl doldu?

Kanımız odur ki gerçek müzisyen ve sanatçı sözü geçmez bir halde giderek pasifleşti ve köşesine çekildi, sessizleşti.

Akademisyen ile müzisyenin arasındaki uçurum müzisyenin aleyhine bir şekilde giderek büyüdü.

Gariptir ki bu süreçte Türk müziğinde düşünce boyutu da geriliyordu. Yani üniversitedeki müzik akademisyeni, üniversite varlığının birincil görevini;  fikir üretme, müziği geliştirme çalışmalarını savsaklıyor, çoğunun akademik çalışmaları eskinin erozyona uğramış tekrarından öteye geçemiyordu.

Titrleri kapanlar kağıt üstünde müzik okulu öğrencilerinin ve YÖK sisteminin içinde “büyük” görünürler iken, o “geri kalmış tutunanların” eskiye dair kısır söylemlerinin manevi baskısından hiçbir zaman kurtulamadılar.

On yıllardır yaşanan “Türk–Batı” çatışması yetmezmiş gibi buna bir de “titrli-titrsiz” çatışması eklendi.

Bu arada “Doğu”, müziğini orkestral açıdan geliştiriyordu. Yani coğrafyamızın doğu tarafında bir “boşluk” doluyordu.

Batıdan müzik ithal etmiştik yıllarca.

Şimdi de doğudan mı ithal edecektik?

Sadede gelirsek, bu süreç içinde Türk musikisinin “Melek Üçgeni” diye tabir ettiğimiz en önemli üç organı kendi haline bırakıldı ve bu değerli Türk müziği çalışanları mevcudiyetlerini “rastlamsal, plansız”  davranış biçimleriyle sürdürmeye çalışarak bugünlere geldiler.

Ellerindeki Devlet müzisyeni kadrolarını da kaybetmişlerdi.

“Telif Hakları Kanunu” zaten hak getireydi. 

Onlar ki piyasa müziğinin acımasız ortamında geçimlerini idame ettirmek, aylık faturalarını ödemek için para kazanmak zorundaydılar.

2020 yılı başlarında bir de “covit 19” virüsü peydah olunca “Yanya – Konya” iyiden iyiye anlaşıldı.

Hiçbir güvenceleri yoktu.

Bugüne değin boş, boş yaşamış, geleceklerini düşünmeden sanatlarını icra etmişlerse de, şimdi gavurun “Youtube” undan, “Facebook”undan  “birkaç kuruş bize de düşer mi düşüncesinden, uygulamasından” medet umar hale gelmişlerdi.

Bu arada Sn. Orhan Gencebay'ın "Türkiye'de Telif Hakları" konusunda neredeyse "tek başına" verdiği mücadelenin hala destek beklediğini belirtmek istiyoruz.

Oysa:

“Yerleşmiş bir Türk Musikisi Orkestrası, birlik içeren bir çatı ve onu destekleyen müzik sanatı destekleyicisi – isimleri TSM ile başlayan laylaylom koroları değil- ciddi "besteciyi, yorumcuyu, müzik yazarının haklarını takip eden sivil toplum kuruluşları, filarmoni dernekleri” olsaydı durum çok daha farklı olabilirdi.

İşte bu sebepten ve ihtiyaçtan “İstanbul Türk Müziği Orkestra ve Korosu Filarmoni Derneği”ni kurduk. Giderlerini, başkanlığını üstlendik.

Ve

Dünya müziğinde bir temel olarak kabul edilmiş dört partı içeren yaylı grubunu –Türk Musikisi Orkestrası’nın esasını teşkil etmek üzere KEMENÇE KUARTET’i imal ettik.(**) Kemençe Kuartet hakkındaki detayları gelecek yazılarımızda inceleyecek ve anlatacağız.

. . .

Çevresinde tamamen TM çalgılarından oluşan bir orkestra hayal ediyoruz.

Ortalama bir yıldır Ayhan Sarı'nın yıllardır bu konuda oluşan birikimleri sonucu yönlendirmesi, Feridun Obul'un usta yapımcılığı işbirliğiyle Kemençe Kuartet'i imal ettik. Ortaya çıkardık.

Şimdi sıra bir ileri aşamaya geldi.

TÜMORK (Türk Müziği Orkestra ve Korosu) derneğimizde bu orkestranın üretimine, eğitimine en önemlisi de icrasına yönelik “fabrika bandı”nı kuruyoruz.

Bir kontrabas kemençe, iki viyolonsel kemençe, dört alto kemençe, dört birinci, dört ikinci soprano dört telli kemençe ve çevresinde gelişen tanburlar, bağlamalar, kemaneler,  meyler, neyler,  kanunlar ve Uygur’dan Asya’ya, Anadolu’ya, Balkanlara uzanan diğer çalgılar.

Bir hayalimiz var bizim.

Türk musikisinde “Melek üçgeni”.

Bestekarlarımız, İcrakârlarımız ve Çalgı yapımcılarımız.

Önem veriyoruz. Haklarının takipçisiyiz.

Ne demişti Hüseyin saadettin Arel:

“Türk Musikisinin geleceğine meftunum”

. . .

Biz Türk musikisinin orkestral geleceğine geliyoruz.

. . .

Sizi de bekliyoruz.

_____________________________________

(*) Dr. Ayhan Sarı

(*)  İstanbul Teknik Üniversitesi’ne, Rektör Sn. Prof.Dr. Mehmet Karaca’ya, İTÜ BAP Kurumuna, Proje yürütücüsü Sn. Prof. Dr. Gözde Çolakoğlu Sarı'ya, çalgıları imal eden Sn. Feridun Obul'a “KEMENÇE KUARTET” projemize verdikleri destek için şükranlarımızı sunuyoruz.

 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Kemençe Kuartet ve Türk Müziği Orkestrasına giden yola bugünden bir bakış…
Arabesk müzik geri (mi) dönüyor?..
Gültekin Oransay'ın ardından 30 yıl…
“Mızıka“ kelimesi ile “mızıkçılık“ arasındaki ilişki…
Nüfuzun sanat üzerine etkisi…
Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Türkiye'de Türk Müziği Orkestrası'nı yönetecek şef var mı?..
Topluluktan orkestraya...
Geleneksel Türk müziği tarihine ışık tutacak bu yazı ne zaman yazılmış?..
Para karşılığı akademik yayınlar skandalı…
III. Kuzey Kıbrıs Korolar Festivali’nin ardından...
Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Transistörlü radyodan internet radyosuna ve sonrası…
Müzikolojinin temeli “1. derece kaynak“ bilgileridir…
Tanbur çalgısını unutturanlar…
Toplumsal sorunlarımızı halletmeden temel müzikal sorunlarımızı çözemeyiz…
Türkiye’de Batı müziği olmasaydı, GTM kurumları olmazdı…
Müzik Üniversitesi’nden 2. Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne…
Çanakkale Korolar Festivali'nin ardından…
7’sinden 70’ine Türk müziği bütünlüğünde saplantılar/bölünmeler...
El yordamı müzikologları…
“Frankfurt Musikmesse - 2017“ izlenimleri…
Hobi koroları...
Çanakkale'de ateşe kalkmak…
Korolar Festivali'nde ilk kez Geleneksel Türk Müziği Koroları da sahne alacak…
Türkiye'de çalgı yapımcılığı mesleği üzerine...
Türkiye Koro Festivalleri tarihinde bir ilk: Çanakkale Korolar Festivali'ne GTM koroları da katılıyor…
“Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…
Musiki Dergisi akademik teşvik kriterlerini karşılamamaktadır…
Düşen uçaktaki Kızılordu Korosu ve Koro Söyleme üzerine…
Plaklar, 20. yy. müziğinin tanıkları…
Osmanlı Muzika-yı Humayun ve Pakistan Cumhurbaşkanlığı Orkestrası…
Türk Musikisi Federasyonu'nun İstanbul'da toplanması üzerine...
GTM'de melek üçgeni…
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi…
Sanatta ücret iadesi…
Koro müziği yükselen değer...
Bravo Sayın Başkan…
Biri okunmuyor, birine yazı gelmiyor...
Devlet Kültür Paketi 2016 ve 2007 tarihli yazımız: “Her ilimize değil, her ilçemize yarı profesyonel koro“…
Geleneksel Türk müziğinde “Açı“ …
Orhan Gencebay ile TMDK'da söyleştik…
Müzik varsa müzik eleştirmeni de vardır...
Doğudan müzik ithaline beş kala...
Ayrıştırmak lazım…
Emek Sineması restorasyonu tamamlandı…
GTM amatör koroları faydalı mı, zararlı mı?..
Fotoğraftan “Ortak Kültürel Coğrafya Orkestrası“na…
Beş maddenin çağrıştırdıkları…
Müzikte ilk ve orta öğretim…
Öykünmeden intihale...
İyi ki Devlet Koroları var...
II. Kanun Sempozyumu ve Festivali ardından...
Divan Orkestrası...
Sokaktaki sevgisizlik...
Misafir sanatçılar için Muhalefet'ten kanun teklifi...
Panayot Abacı belgelediği dönemi kapattı…
Türk keman virtüözü Muhammed Yıldırır’ın Guinnes rekoru…
Müzik ile tedaviden heavy metalcilerin aklanmasına...
“Şarkı / Beste Yarışmaları“ sonuçlarının toplum yansımaları…
Bitlisli elektro gitar yapımcısından, İzmirli metal profil saplı bağlama yapımcısına...
Ali Rifat Çağatay, Şark Musiki Cemiyeti, Süreyya Paşa...
Seçim 2015'de partilerin müziğe yaklaşımı...
Geleneksel Türk müziğinde repertuar dersi nasıl olmalı?..
Yegane dostları okumayanlardır...
Şeyh El Ud, Suudi Arabistan’da…
Türk pop müziğini arabeskten sıyıran besteci: Kayahan...
Eski gazinolara özlemin konseri...
Geleneksel Türk müziği çalgılarınca oluşturulmuş çoksesli oda müziği kümeleri ve uluslararası sergileme bilinci...
Her ile değil, her ilçeye yarıprofesyonel korolar...
Musiki kelimesinin şapkacıları...
Müzik uğraşanlarını değerlendirme boyutu...
Ben pişirdim, sen ye!..
Kültürün ekonomiye katkısı…
“La” nasıl oldu “Neva” ?..
Müzik ağaçlarından filizlere çabalar…
Geleneksel Türk müziğinde 'Pruning' strategy ...
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi...
Nerde o “Hayal Gibi Ezgiler“...
Sempozyum dönüşü...
Eurovision'dan Turkvision'a değişen nedir?..
Bağlama satılan ilk TV reklamı...
Notayı konuşturamayanlar...
Cumhuriyet müzik tarihimizdeki dargınlıklardan güncel kesit...
Diğer Yazarlar

Yağmacı kasasıyla meşgul!..
Bunca âşıkların bir hoşu Mahzuni: "İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım"
Kitabu İlmi'l-Musiki Alâ Vechi’l-Hurûfât'ın müellifi kimdir? -11-
Tulum (Gayda) ve sahip olduğu hazinenin farkında olmayan il...
Müzik gerçekten birleştirir mi?..
Anlaşılamayan koma (çeyrek) sesler…
Koro sendromu…
Kemençe Kuartet ve Türk Müziği Orkestrasına giden yola bugünden bir bakış…
Akademik bilgi üretimi ve etik adına samimi bir serzeniş…
Neveser Kökdeş olayı…
Müzikoloji ve “Unmuzec İlimler Ansiklopedisi”nde müzik ilmi…
Çevrimiçi Türk Halk Musikisi Videoları: "Konma Bülbül Konma Nergis Daline"
Günün Sözü
Kendi bilmiyor diye yok sanıyor…
(Nevşin Mengü)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,28ms