Bugün - 19 Eylül 2019 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 29°°C
Yazar Detayları

İlhami Gökçen

İlhami Gökçen - Fuzûlî’de (Türk dili/ Nazım dili) çelişkisi (ve çıkmazı)...

Fuzûlî’de (Türk dili/ Nazım dili) çelişkisi (ve çıkmazı)...
Yazı Tarihi: 7 Haziran 2019 Cuma

          Hasibe Mazıoğlu’nun hazırladığı, Fuzûlî ve Türkçe Divanı’ndan Seçmeler kitabında dikkatimi çeken ve beni çok ilgilendiren şu aşağıdaki ‘kıt’a’ bulunmaktadır (Mazıoğlu, s. 230-1):

                Fâ’ilâtün/Fâ’ilâtün/ Fâ’ilâtün/Fâ’ilün

 

         1 Ol sebebden Fârsî lafz ile çohdur nazm kim

            Nazm-ı nâzük Türk lafziyle inen düşvâr olur

         2 Lehce-i Türkî kabûl-i nazm ü terkîb itmeyüp

            Ekser-i elfâzı nâ-merbût u nâ-hemvâr olur

         3 Mende tevfîk olsa bu düşvârı âsân eylerem

            Nev-bahâr olğaç tikenden berg-i gül ihzâr olur.

 

         “Fars dili ile (yazılmış) nazmın çok olmasının sebebi, Türk diliyle ince, güzel nazm söylemek çok zor olduğudur.1 Türk dili nazma uygun olmayıp, çoğu sözleri irtibatsızdır, düzgün değildir. Tanrı bana yardım ederse, ilkbahar geldiğinde dikenden gül meydana geldiği gibi, ben de bu güçlüğü kolay hale getiririm”.

         Bu şiirin daha iyi anlaşılması için bazı sözcüklerin sözlük anlamlarını aşağıya çıkardım:

düşvâr دشوار   (f. s.): güç, zor. (Devellioğlu, s. 231).

nâ-merbût  نامربوط  (f. a. b. s): râbıtasız, mânâsız, saçmasapan. (D., s. 962).

nâ-hem-vâr ناهموار  (f. b. s.): 1. düz olmayan, eğri. 2. uygunsuz. 3. uymıyan.    (D., s. 954).

tevfîk  توفيق  (a. i. vefk’den. c. tevfîkat): 2. Allah’ın yardımına kavuşma.          (D., s. 1325).

âsân  آسان  (f. s.): kolay. (D., s. 52).

berg-i gül : gül yaprağı (D., s. 109).

              Bu kıt’a beni çok ilgilendirdi demiştim çünkü Musiki Dergisi’nde bu konuda daha önce bir yazım çıkmıştı ve orada ünlü şair Bâkî’ye bile dil uzatmıştım, bkz., Gökçen 2015. Öyle ya, Bâkî’nin büyük hâmisi Kanunî Sultan Süleyman için yazdığı mersiye Farsça bir beyitle başlar! 

         Sözü geçen makalede, kısa ve uzun hece kalıplarından oluşan aruz ölçüsünün, hiç uzun hecesi olmayan Türk dili için çok uygunsuz bir ölçü/vezin olduğu hakkında yazmıştım.  Bu yüzden de, ‘nazım dili’ ile yazanların, uzun heceleri bulunan Arapça ve Acemce sözcüklere başvurmaya mecbur olduklarına işaret etmiştim. Osmanlıca denilen ve üç dilin karışımı bir dilin çıkması sebeplerinden birinin bu olması gerektir. Nitekim, yukardaki kıt’anın, 15 kelimelik, 1. beytinde, 8 adet Türkçe olmayan sözcük bulunmakta.   

         Fuzûlî, yukardaki kıt’ada, Arap ve Acem dillerine kıyasla Türk dili ile ‘nazım’ yazmanın güçlüğünden şikâyet etmektedir. Burada, herhalde aruz ölçüsü ile ‘nazım’ yazmak söz konusudur. Diğer taraftan, Fuzûlî Türk dilinde ‘nazım’ yazma güçlüğünün aruz ölçüsünden değil de, tam tersine sanki Türk dilinden geldiğini ileri sürmekte. Soruna ters yönden baktığı için de yukarda Allah’a sığınarak yapmayı düşündüğü çözümü bulamamış ve sonunda bir çıkmaza düşmüş oluyor. Ve böylece de, “bu düşvârı âsân eylerem” sözünü yerine getirememiş. Kısacası, gününün kuralları, alışkanlıkları dışına çıkamamış!

         Fuzûlî’nin Türk dilinde hece ölçüsüyle şiir yazıldığını bilmemesi düşünülemez. Hiç değilse, hâmiliğine sığındığı Şah İsmail’in, Hatâî mahlası ve hece vezniyle yazdığı arı Türkçe şiirlerini okumuştur. Diğer taraftan, Fuzûlî’nin hece ölçüsü ile bir şiiri bilinmemekte.

         Mazıoğlu, kitabındaki “Fuzûlî’nin hayatı” başlıklı yazısında bu kıta hakkında bir şey söylememiş. Diğer  taraftan, Fuzûlî’nin Türk oluşu hakkında, Hadikatü’s-süedâ’dan alıntıladığı şu rubainin de yukardaki kıt’a ile ilintili olduğu görülüyor (Mazıoğlu, s. 7):

 

         Ey feyz-resân-ı Arab u Türk ü Acem

         Kıldın Arab’ı efsah-ı ehli-âlem

         İtdün füsehây-ı Acem’i Îsî-dem

         Men Türk-zebândan iltifât eyleme kem

 “Ey Arab’a, Türk’e ve Acem’e feyz bağışlayan (Tanrı), Arab’ı dünya halkının en fasihi (güzel konuşan ve güzel yazan), İran fasihlerini İsâ nefesli yaptın. Dili Türkçe olan benden de yardımını eksik eyleme”.

feyz-resân  فيض رسان(a. f. b. s.): feyz eriştiren, bereket ve bolluk getiren. (D.,    s. 316).         

efsah  افصح (a. s.): daha (en, pek) fasih, uzdilli. (D., 245).

fâsîh  فصيح  (a. s. c. : fusahâ): 1. güzel, düzgün ve açık konuşan, iyi söz söyleme kabiliyeti olan [kimse], uzdilli. (D., 301).

dem  دم (f. i.): 1. Soluk, nefes. (D., 206).

zebân  زبان  (f. i.): 1. Dil, lisan. (D., 1411).

kem  كم  (f. s.): 1. az, eksik. (D., 605).

        Fuzûlî, yukardaki rubai’de de, Türk dili ile, Arab ve Acem dillerindeki gibi eksik ve düzgün [= fâsîh] konuşmak/yazmak için Tanrının yardımını diliyor. Sorunun yine kullandığı aruz ölçüsünden değil de, bir defa daha Türk dilinden geldiğini söylemiş oluyor . 

         Şurası ilginçtir ki, bu iki şiircik Nihad Sami Banarlı’nın da dikkatini çekmiş ve “Fuzûlî’nin Duası” başlıklı yazısı, Türkçenin Sırları adlı kitabında yayımlanmış bulunuyor, bkz. Banarlı, s. 100-5. Bakınız Banarlı ne demiş:  

         “Bugün, bilmem, Türkiye’de Fuzûli’yi, önce hiç tanımayanlar, tanıyıp da okuyamıyanlar, nihayet okuyup anlayamayanların yanında bir de Türk şâiri saymayanlar bulunduğunu bilir misiniz? İleri sürülen sebep, bu en büyük şâirimizin, eserlerini Türk diliyle değil de Arabî ve Farisî ile yazdığı iftirâsıdır. Halbuki Fuzûlî, sadece büyük bir şâir; birçok ilim dallarında ihtisas yapmış, kudretli bir âlim ve o ölçüde büyük bir mütefekkir değildir; aynı zamanda samimî bir Türkçeci, bir Türk dili milliyetçisidir....Yine asla unutmamalıdır ki Fuzûlî bu sözleri, Türkçe’nin henüz yeter derecede işlenmediği bir çevrede ve XVI. asırda söylemiştir; Bağdat ve çevresi gibi, sokaklarında Arapça konuşulan; (devrin ilim dili Arapça olduğu için) Medreselerinde Arap diliyle ders okutulan ve bunun yanında şiir denilen şey, bir mantıku’t-tayr, yani bir kuş dili âhengindeki Fârisî ile söylenebilir inancının atmosferi kapladığı bir yerde, tam bir Türk haysiyeti ve gururu içinde söylemiştir.”

         Rübâî hakkında da şunları yazmış: “Dua budur. Bu mısraları okuyanlar ilk anda Fuzûlî’nin sadece Türkçe yazmak istediğini ve bunun için Allah’tan yardım ve teveccüh dilediğini zannederler. Halbuki rubâî’nin bütün inceliği iltifât kelimesindedir. Çünkü söz sanatında iltifât, sözü en güzel, en sanatlı ve en üstün bir üslûpla kullanabilmek demektir. Böyle olunca, Fuzûlî’nin, Tanrısından dilediği büyük yardım, Türkçeyi, hatta Arapçadan ve Fârisî’den de güzel ve üstün kullanma yardımıdır.”

         Banarlı’nın, Fuzûli’yi hürmetkâr ve hatta müdafaa edici bir tarzda yorumlamış ve bir eksiğini de bulamamış olduğu görülüyor. Öyle ya büyük şair Fuzûlî’ye başka türlü bakılamazdı.

         Fakat biz, Fuzûlî’ye bu şekilde subjektif/öznel bir gözle bakan Banarlı’nın fikirlerine katılamıyoruz.       

         Burada, ‘Fuzûlî’nin ‘dua’sı değil ‘Fuzûlî’nin sorgulayışı’ bulunmaktadır. Çünkü Fuzûlî, divan şiirinin büyük bir sorununu eşi az bulunur bir açık sözlülükle dile getirip sorgulamış. Bilmiyorum böyle bir sorunu dile getiren başka bir divan şairi var mıdır?

         Ta ki, Lastik Said Bey (Kemalpaşazâde Said) (1848-1921) şu ünlü mısraları söyleyene kadar:

         Arabca isteyen Urban’a gitsün

         Acemce isteyen İran’a gitsün

         Frengî’ler Frengistân’a gitsün

         Bunu fehm etmeyen câhil demektir

         Ki biz Türküz bize Türkî gerektir”.  

         Bkz., Beyhan, 1993:173; bir de bkz., Beyhan 2008: 549-551.

             İşte bu yüzdendir ki, yukarda Banarlı’nın şikâyet ettiği durum ortaya çıkmış ve Fuzûlî’nin eserleri, çok küçük bir azınlık dışında, ne yazık ki tozlu kitaplık raflarında kalmaya mahkum olmuştur. Ne yazık!         

         Elbette Mazıoğlu’nun Fuzûlî üzerine olan kitabı gibi eserler divan şairlerini tanıtıcı olmaya yararlı olur. Fakat bu şiirlerin, günümüz Türkçesi olan çevirilerini okumak aslını okuyup anlamanın yerine geçebilir mi?

         -----

         Sırası gelmişken Fuzûlî’nin bir de şu kıt’ası üzerinde duralım.

        

         Fe’ilâtün/Mefâ’ilün/Fe’ilün

        

         1 İlm kesbiyle pâye-i rif’at

           Arzû-yı muhâl imiş ancak

         2 Işk imiş her ne var âlemde

           İlm bir kîl ü kâl imiş ancak

“İlm kazanarak yüksek mevki elde etmek ancak olmayacak bir arzu imiş. Âlemde her ne varsa aşk imiş; ilim, sadece kuru lâftan (denildi dedi) ibaretmiş.” (Mazıoğlu, s. 232).

         Fuzûlî’nin bilim için (kîl ü kâl) demesini yadırgadığımızı söyleyelim.

Notlar:

1. Düşük cümle; şöyle denilmeliydi: “Türk diliyle ince, güzel nazm söylemenin çok zor olmasındandır” veya “Türk diliyle ince, güzel nazm söylemek çok zor olduğu içindir”.

Kaynakça:

Banarlı, Nihad Sâmi, Türkçenin Sırları, İstanbul: Kubbealtı Neşriyâtı, 1974., 13. baskı. (Çevrimiçinde pdf olarak görülmekte).

Beyhan, Mehmed Ali, « Bir II. Abdülhamid devri aydını’nın profili : Lastik    Said Bey », Osmanlı Araştırmaları XII, 1993. (Çevrimiçinde pdf   olarak görülmekte)

Beyhan, Mehmed Ali, « Said Bey, Lastik », Diyanet İslâm Ansiklopedisi,         2008, cilt 35, s. 549-551 (Çevrimiçinde pdf olarak görülmekte)

Devellioğlu, Ferit. Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara, 1970.     

Gökçen, İlhami, “Türk Edebiyatında Aruz tutkusu ve pahası (veya belâsı)”,    Musiki Dergisi, 22 Eylul 2015”.

Mazıoğlu, Hasibe (Haz.), Fuzûlî ve Türkçe Divanı’ndan Seçmeler. Ankara:       Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 100 Temel Eser Dizisi: 122,        1986. (Çevrimiçinde pdf olarak görülmekte).

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Çevrimiçi Türk Halk Musikisi Videoları: "Konma Bülbül Konma Nergis Daline"
Fuzûlî’de (Türk dili/ Nazım dili) çelişkisi (ve çıkmazı)...
SİPSİ [çalgısı] ve SİPSİ [sözcüğü] ÜZERİNE...
Esin Atıl’ın Levni ve Surname" kitabında çalgı adlandırma yanlışları (2)…"
Zeki Müren’in, Şekip Memduh Bey’in "Gönlümle oturdum da" şarkısını okuyuşu üzerine...
Esin Atıl’ın Levni and the Surname kitabında çalgı adlandırma yanlışlıkları…
ALİ BERKTAY’ın Çevirileri Üzerine,,,
“Güfte İncelemesi -1-“ Kitabının tanıtım ve eleştirisi... İlhami Gökçen
İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu-Mehter [CD Tanıtım ve Eleştiri]…
Şerif İçli’nin iki uşşak şarkısı üzerine...
Zekâi Dede - Sûz-i Dil Mevlevî Âyini [CD Tanıtım ve Eleştiri]
Zekâi Dede - İlâhiler CD Tanıtım ve Eleştirisi…
“Sultan Bestekârlar - Mehter“ CD Tanıtım ve Eleştirisi…
CD Tanıtım ve Eleştiri: Sentez-i Muhabbet / Mücahit Işık
Kaside-i Bürde…
Abdülkâdir-i Merâgî Besteleri - CD Tanıtım ve Eleştiri
CD Tanıtım ve Eleştirisi: “Ajamlar - Acemler -عجملَر“*
Türk Edebiyatında Aruz tutkusu ve pahası (yahut belâsı) ...
CD Tanıtım ve Eleştirisi: Tanbûrî Mustafa Çavuş
Toronto’da Türk Musikisi Konseri - Biraz da Acemî ve Yunanî
Toronto’da "Les Voix du Coeur" konseri var...
IV. Beynelhalk Muğam Festivali ardından…
İslâmda Resim ve Heykel Yasağı
ICTM Makam ve Arap Dünyasında Müzik Çalışma Grupları Ortak Sempozyumu'nun ardından...
TRT Müzik...
Diğer Yazarlar

Müzikoloji deyince...
Beste türkülere bir yenisi daha eklendi: “Zeytinyağlı yiyemem, basma da fistan giyemem aman“…
Nâyi Mustafa Kevserî'nin Mecmuasında İnsan Sûretleri…
Lutiyerlik & çalgı yapımcılığı geleneği ve mesleki örgütlenmenin önemi...
Türküler bizim...
Koro sendromu…
“Mızıka“ kelimesi ile “mızıkçılık“ arasındaki ilişki…
Müzikoloji Ve Hafız Emin Işık’ın Kasidesi…
Çevrimiçi Türk Halk Musikisi Videoları: "Konma Bülbül Konma Nergis Daline"
Günün Sözü
İlaçlar gibi vitamin ve gıda desteklerinin de modası var…
(Ahmet Rasim Küçükusta)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,30ms