Bugün - 22 Nisan 2018 Pazar
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Haber Detayları

Ortadoğu uyanıkları (Kırık Cam Teorisi) Türkiye'de toplumsal hayatımızı mahvetmeden…

Onlar ki her türlü toplumsal kuralı kendi çıkarları için hiçe sayan ortadoğu uyanıklarının toplumsal hayatımızı mahvetmeden önünü almamız gerektiğine dair örnek iki hadiseyi, yaşanımı aktarmak istiyoruz. Dindar görünüp de belki de dörtte biri dininin en azından insan sevgisi, haklara saygı kısmını bile uygulamayan Türkiye toplumunda hayatı zorlaştıranlar kimler? Bunlara önlem almak gerekiyor. Ve KIRIK CAM TEORİSİ ...

TOPLUMSAL Haberi - 19 Kasım 2017 Pazar - 21:15
Onlar ki her türlü toplumsal kuralı kendi çıkarları için hiçe sayan ortadoğu uyanıklarının toplumsal hayatımızı mahvetmeden önünü almamız gerektiğine dair örnek iki hadiseyi, yaşanımı aktarmak istiyoruz. Dindar görünüp de belki de dörtte biri dininin en azından insan sevgisi, haklara saygı kısmını bile uygulamayan Türkiye toplumunda hayatı zorlaştıranlar kimler? Bunlara önlem almak gerekiyor. Ve KIRIK CAM TEORİSİ ...
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

İnsanlık görevi…

"İş ve eş gereği ABD, Houston, Teksas’ta yaşıyorum. Geçen hafta başımdan geçen ilginç ve gerçekten çok etkilendiğim olay, evime yakın bir postanede gerçekleşti. Yeni yıl hediyesi olarak internet aracılığıyla satın aldığım kol saati paketten camı çatlamış çıkınca, vakit kaybetmeden derhal iade formunu doldurup soluğu postanede aldım.

Postaneye girdiğimde 20-25 kişi kuyrukta hizmet bekliyordu. Burada Noel de yaklaştığı için marketten bir ekmek bile alınsa mecburen onlarca insan arkasında sıraya dizilip normalden çok daha uzun süre beklemek zorunda kalınıyor.

Hizmet eden sayısı sadece 2 kişi olunca, hele bir de hizmet edenler işinden, canından bezmiş bir suratla ve isteksizliğin yansıdığı süratle iş görünce bekleme süresi sabırları zorlayacak düzeye tırmanıyor.

Girdiğim kuyrukta arkama döndüğümde bir 30-35 kişinin daha geldiğini gördüm. “Neyse, en azından ortalardayım” diye sevinme payı çıkardım.

Tam 40 dakika sonra sıra bana geldi. Paketi görevliye uzattım, “Adresler üzerinde yazılı” dedim. “Paketi neden bantla kapatmadınız?” diye sordu.

Girişteki “Paket içeriğini görmek isteyebiliriz. Lütfen paketlerinizi açık bulundurunuz” uyarısını gösterdim. Sesini yükselterek sinirle “Kapıda ne yazdığını iyi biliyorum. Derhal paketinizi bantlayın” dedi. Sıradaki herkes artık bizi dinliyordu.

Yanı başındaki bantı göstererek, “Rica etsem verebilir misiniz?” dedim. Yanıt yine aynı yüksek sesle geldi: “Hayır, o bant bana ait, müşteri kendi bantını kullanacak!” “Yanımda bant yok, sizin bant için para ödesem…” dediğim an görevli hanım sesini daha da yükseltti.

3 adım ötede, bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki, sadece paketleme servisleri için yapılmış 20 dolarlık bantı işaret ederek satın almamı istedi. “15 santimetrelik kutu için bana o bantı aldırmanız size mantıklı geliyor mu?” diye sordum.

“Bantı al ve derhal sıranın sonuna geç!” diye bağırırken sinirden kıpkırmızı kesilmişti. Aynı hışımla kuyruktaki bir sonraki kişiyi (“Sıradaki” anlamına gelen) “Next!” diye çağırdı.

İşte o an dondum kaldım… Çünkü sırada hiç kimse ilerlemedi. Sıranın başındaki beyefendi, “Şu kutuyu derhal bantlayın ve hanımefendinin işini bitirin önce” dedi. Görevli öfkeyle bağırıyordu: “Anyone else… Next!” 30 kişi yerinden kıpırdamıyordu. İkinci görevliye de gitmiyorlardı.

Hizmet durmuştu. Sıradan bir yaşlı bayan, “76 yaşındayım ve dizlerim ağrıyor, ama o bayanın paketini bantlayıp görevinizi yerine getirmediğiniz sürece buradan bir adım atmıyorum” dedi.

Görevli elimden paketi sinirle çekip kutuyu benim söylediğim postane bantıyla yapıştırdıktan sonra ödememi alana kadar karmakarışık duygularla kalakalmıştım. Neredeyse ağlamak üzereydim. Sıraya dönüp “Thank you all” (Hepinize teşekkürler) diyebildim sadece… Gülümseyerek el salladılar.

Dışarı çıkıp arabama oturunca kontağı çalıştırmadan bir süre park yerinde düşündüm. Herkesin işi gücü var. Nasıl oldu da tek bir kişi “Acelem var” diyerek sıranın önüne atlamadı? Nasıl oldu da onca kişi bir kişiye yapılan haksızlık için tepki gösterdi?

O sırada benden hemen sonraki yaşlı beyefendi işini tamamlamış, dışarı çıkmıştı. Arabama yaklaştı, pencereyi açtım. Gülümseyerek kafamdan geçen soruları yanıtladı:

“Size yapılan bu yanlış için üzgünüm. Doğada hayvanlar, ağaçlar ve hatta mikroplar birbirleriyle bağ içerisinde hareket ederken biz insanlar birbirimizden çok koptuk.

YANLIŞ, anında tespit edilerek sineye çekilmeden, derhal toplu olarak tepki gösterilmez ise ‘NORMALLEŞTİRİLİR’. O hizmet eden bayan bir dahaki sefere yanlış yaparken iki kez düşünecek. Biz görevimizi yaptık. Hadi size iyi seneler…” NEVA ÇİTCİOGLU BANES – Habertürk


Türklerin Kibar İnsanı Ezme Huyu İnsanı Kibarlıktan Soğutur.

 "Ben istiyorum ki sabah minibüse bindiğimde günaydın deyip gülümseyerek paramı uzatayım, birine yer verdiğimde gülümseyerek teşekkür etsin, bebek arabalı bi kadına kibarlık yapıp yardımcı olunca ‘tbi ki ypcksn çnk bnu bn çkrdm slk’ modunda olmasın, taksiye bindiğimde hal hatır sorayım, gelen kuryeye iki çift laf edeyim.

 Ama olmuyor.

Gülümsediğin minibüsçü iş atıyorsun sanıyor. Yer verdiğin insan ‘tbi ki bnm hkkm çkl şrdn bee’ modunda ağzına kirli çorap sokmuşum gibi bi ifadeyle g*tünü yerleştiriyor.

Bebek arabalı terörü zaten lanet bi şey, bi çocuk doğurdu diye kendisini piremses sanan etrafındaki herkesi de kendi etrafında dört dönmesi gereken köleler sanan insanlar çoğu.

Hele taksiciler, azıcık güler yüz gösterirseniz size it gibi davranıp 8 kere dolaştıracak kadar salak olduğunuzu sanıyorlar. Kuryelerle ilgili zaten hala hiç hoş şeyler hissetmediğim için pek mümkün olmuyor.

 Bu örnekleri yazar sabaha kadar çoğaltırım.

Bu insanlar it gibi davranılmaya o kadar alışmış ki, insan gibi davranan birini görünce hemen it gibi davranmaya başlıyorlar. Sonra bu insanlar neden bu kadar suratsız.

Ulan gülmeyi o kadar seven, tanıdığım tanımadığım herkese gülümseyip hal hatır sorabilecek bi insanım, ama bu yüzden yanlış anlaşılmaktan ya da salak yerine konmaktan bıktım.

Mağazalarda açtığım kıyafetleri katlar tekrar yerine koyarım, ve o suratsız tezgahtar minnettar olacağına gelip atarlı hareketlerle açıp tekrar topluyor böyle çarpa çarpa.

Olm siz hayırdır?

Kantinde sıra bekliyorum, çay almak için.

Adam o kadar insanın gözünün içine baka baka öne geçiyor, çay istiyor. “beyefendi sırayı görmediniz galiba, biz sıradayız” diye nazikçe uyarıyorum primitif, evrimini tamamlayamamış, hayvan desem hayvana hakaret olacak bu or*spu evladını bana diyor ki “çay alıcam, ne sorun yapıyorsun”. Sanki o sadece çay alacak da ben Suriye sorununu çözeceğim.

1.95 lik boy pos sağ olsun sadece biraz yüksek perdeden (hala hakaret ve tehdit etmeden) net ve sert bir şekilde tekrar uyarınca aynı et yığını anında geri vites yapıyor ve sırıtarak diyor ki “tamam o kadar önemliyse geç sen al”.

Sanki lütfediyor varlığı, genetiği, uzayda kapladığı alan tamamen ziyan olan bu yaratık. Sanki sadaka veriyor. Sanki istese kendi zorbalıkla hakkımı yiyebilir ama hadi neyse bu seferlik affediyor beni, sıramı bana bağışlıyor.

Ben eminim gözü kesse beni dövmeyi, daha minyon bir adam olsam ya da kadın olsam işi kavgaya kadar götürecek. Çünkü orman kanunuyla yaşıyor. Uyaran adama bakıyor “bu beni döverek öldürür” deyip anında geri vites yapıyor.

Başta kibar girmeyip yakasından yakalasam “sıraya geç yoksa çaydanlığı g*tüne sokarım senin” desem, ilk baştaki o cevabı da veremeyecek pardon görmedim falan deyip kaçacak.

Hastaneye aracımla girmek için kapıdaki araçların güvenlik kontrolünü bekliyorum, yandan bi taksici or*spu çocuğu o kadar bekleyen aracı geçerek burnunu önüme sokmaya çalışıyor. Camı açıp “napıyorsun, görmüyor musun o kadar insan bekliyor sen neden öne geçiyorsun” dediğinde sanki ben medeniyetin gereği olarak değil korkak, pısırık, ezik biri olduğum için kibar konuşuyormuşum gibi bağırarak “ne var lan, çok konuşma geç” diyor ve araçtan iniyor beni dövecek sözde.

Çünkü aracın içindeyken görünmüyor fiziğin nasıl. Ben de araçtan inince hass**ktir çekip “ben öne geçmedim ki, bekleyecektim orada ehi” diyor ve u çekip hastaneye girmekten vazgeçip kaçıyor neme lazım dayak falan yerim diye.

Halbuki bilmiyor fiziksel bir tehdit oluşturmadığı sürece kendisiyle angajmana girmeyeceğim (o da savunma amaçlı). Çünkü kendi boyu 1.65 olmasa, bu kadar boylu poslu güçlü olsa herkeslerle anında kavga edecek. Çünkü orman kanunuyla yaşıyor.

Bu kadar küçük olaylara normalde “ya sabır” der güler geçerim ama her gün bunun gibi sürüyle gelişmemiş et yığınının her alanda benzer şekildeki tavrını görünce yoruluyorum. mecburen kibarlığı, hoşgörüyü göz ardı etmek durumunda kalıyorum. bu kadar bozuk toplum sanırım bir tek Ortadoğulularda var." kaynak: https://eksisozluk.com/turklerin-kibar-insani-ezme-huyu–2470491?a=nice  

 

Kırık Cam Teorisi

Yolda yürürken portakal yediğinizi hayal edin. Soymaya başladınız ve işiniz bittiğinde elinizde bir sürü kabuk kaldığını fark ettiğinizde çöp kutusunun çok uzakta olduğunu gördünüz. Ve gözleriniz yere kaydı… Eğer yerde başka çöpler de görürseniz muhtemelen siz de yere atarsınız ama yerde hiç çöp yoksa o zaman portakal kabuklarını yere atmadan önce iki kez düşünürsünüz.

Kırık pencere teorisi ya da daha bilinen ismiyle kırık cam teorisi insanların olduğu çevrede bozulma varsa, yasanın olmadığı düşüncesinin benimsendiğini öngörüyor.

Kırık cam deneyi

Ünlü Stanford hapishane deneyiyle tanınan ve bu konuda pek çok kitaba ve filme ilham kaynağı olan  profesör Philip Zimbardo'nun deneyi dikkati çekiyor:

Bu deneyde, iki sahipsiz araç biri zengin diğer fakir bir mahallede olmak üzere iki ayrı sokağa bırakılmış.

 

Sonucu tahmin etmek zor değil. Birkaç saat içinde, fakir mahalledeki araç oldukça büyük zarara uğrarken diğeri olduğu yerde zarar görmeden kalmış.

 

Bu sonuçlara göre, yoksulluk ve ötekileştirme bu suçun işlenmesinde en büyük rolü oynamıştır.

 

Deneye devam edilmiş;

Zengin mahalledeki araç bir hafta sonra, tek bir çizik almamışken fakir bölgedeki arabaya tamamen zarar verilmişti.

Daha sonra araştırmacılar hala mükemmel durumda olan arabanın camını kırdılar ve hemen akabinde bu arabanın da sonu aynen fakir mahalledeki gibi oldu.

Araştırmacılar sebebin yoksulluk olmadığını; terk edilmiş bir aracın camının kırık olmasının kayıtsızlık, zarar verme ve zaten dikkat çekmeyeceği algısının oluşmasına neden olduğu sonucuna ulaştı.

Camı kırık arabayı orada bırakmak o zengin mahallede kanunsuzluk, kuralsızlık ve itaatsizlik hissi yaratılmasına neden oldu. Kırık cam o aracın zaten değersiz olduğu izlenimini yarattı. Arabaya yapılan her bir saldırı bir süre sonra kontrol edilmez hale geldi bu da o zarar verme fikrinin onaylanmasına ve tekrar edilmesine neden oldu.

Şehirdeki kırık camlar

80’lerde New York metrosu, şehrin en tehlikeli yeriydi. Kırık cam teorisini referans alarak metro istasyonundaki zararı telafi etmeye koyuldular. Her yer temizlendi, grafitiler silindi ve soygunlara karşı büyük önlemler alınarak cezalar kesilmeye başlandı. Sonuç olarak metro daha güvenli bir hale getirildi.

Bu sonuçları takiben New York polisi suça karşı sıfır tolerans gösterdi. Herhangi bir kanun veya kuralın çiğnenmesi kesinlikle yasaklandı; toplumun temiz ve düzenli olması için teşvikte bulunuldu. Yani, sonuçta New York City’deki suç oranı büyük ölçüde azaltılmış oldu.  

Kırık cam ispatı

Kesin olmayan kurallarla tıpkı araba deneyindeki gibi camların kırılmaya devam edeceği aşikar. Bu esneklik artık çok gevşek olmaya başladığı ülkelerde kuruluşlarda aynı sonuca neden olabilir.

Kimsenin onarmadığı bir binada kırık bir cam varsa, diğer camların sonunun da aynı olması kaçınılmazdır.

Eğer bir toplumda  umutsuzluk işaretleri görülüyor ve kimse umursamıyorsa, bu o toplumda daha fazla suç işlenmesinin yolunu açabilir.

Küçük aksaklıklar büyük problemlere ve bunlar da kaosa neden olabilir. Bu yalnızca somut varlıklar için geçerli değil; yolsuzluk da buna verilebilecek bir diğer örnek. Eğer küçük taşkınlıklar çıkmasına izin verilirse insanlar aynı türden suçları daha sık işlemeye başlar.

Bu nedenle çok geç olmadan açık kurallar oluşturmak ve çözüm olabilecek yasal istisnalar yaratmak gerekiyor.

 

 


 

 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Onlar, ki, her, türlü, toplumsal, kuralı, kendi, çıkarları, için, hiçe, sayan, o,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer TOPLUMSAL Haberleri
Ortadoğu uyanıkları (Kırık Cam Teorisi) Türkiye'de toplumsal hayatımızı mahvetmeden…
2017 Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başpehlivanı İsmail Balaban’dan “Koca Yusuf” Bestesi…
Murat Yurtcu otizmli ama 10 enstruman çalabiliyor…

Murat Yurtcu otizmli ama 10 enstruman çalabiliyor…
Beyin ameliyatı olan kadın mani söylemeden duramıyor...
Azerbaycan Petrol'ün Türkiye CEO’su Kenan Yavuz: "Lütfen bana üniversite mezunu CV yollamayın. Bakmadan çöpe atıyorum."
Zararlı ve yararlı musiki dernekleri ile korolar… M. Murat Oto*
İzmir Marşı - Kafkasya Marşı - Mustafa Kemal Paşa Marşı üzerine … Cemal Ünlü
Diğer Başlıklar

İTÜ TMDK 43.yıl etkinliklerinde duayen yağmuru…
Avrupa'nın en büyük müzik fuarı “Musikmesse“ Frankfurt’ta…
Fırat Kutluk “Müzik ve Politika” 20 yıl sonra yeniden…
Konservatuar öğrencisi çalıştığı bar çıkışı öldürüldü...
Franz Liszt İstanbul'da - 1847 …
Aydın Doğan 2018 Ödüllü Arif Sağ röportajında ilginç tesbitler…
Dinar Bandosu'nun kitabı yayınlandı…
"Üzeyir Hacıbeyli" yadıma düştü bugün... Süleyman Şenel
25.İstanbul Türk Müziği Festivali; 14 konser ve bir sempozyum ile başlıyor…
Bünyamin Aksungur'dan “Altaylardan Balkanlara Türkü Kültürü“ konferansı…
Günün Sözü
Doğru bir fikri savunmak için kullanılan yanlış argümanlar, bizzat o fikre zarar verir…
(Kemal Göze)

Yazarlar 
Röportajlar
Fırat Kutluk “Müzik ve Politika” 20 yıl sonra yeniden…
Ayhan Sarı: Müzik ve Politika’yı 20 yıl sonra yeniden yayımlama fikri nereden çıktı? Fırat Kutluk: Açıkcası hiç aklımda yoktu. ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,41ms