Bugün - 21 Ekim 2017 Cumartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Haber Detayları

Dâr-ül Bedâyi'den Dâr-ül Elhân'a, Tasnif ve Tesbit Heyeti'ne…

Bir mûsiki ve tiyatro okulu olarak düşünülen bu kurumun tiyatro bölümü müdürlüğüne Reşad Rıdvan, Mûsiki Bölümü müdürlüğüne de bestekâr Ali Rifat Bey (Çağatay) getirildi. Mûsiki Bölümü Şark ve Garp Mûsikisi olarak ikiye ayrılmıştı. Şark Mûsikisi bölümünün amacı, klasik mûsikiyi unutulmaktan ve bozulmaktan kurtarmak, gelecekte tiyatroya faydalı olabilecek yolda geliştirmek, klasik eserleri aslına uygun olarak notaya almak, bu eserleri yaşatmak ve mûsiki zevkini topluma yaymak şeklinde tesbit edilmişti.

EĞİTİM Haberi - 21 Mayıs 2017 Pazar - 23:44
Bir mûsiki ve tiyatro okulu olarak düşünülen bu kurumun tiyatro bölümü müdürlüğüne Reşad Rıdvan, Mûsiki Bölümü müdürlüğüne de bestekâr Ali Rifat Bey (Çağatay) getirildi. Mûsiki Bölümü Şark ve Garp Mûsikisi olarak ikiye ayrılmıştı. Şark Mûsikisi bölümünün amacı, klasik mûsikiyi unutulmaktan ve bozulmaktan kurtarmak, gelecekte tiyatroya faydalı olabilecek yolda geliştirmek, klasik eserleri aslına uygun olarak notaya almak, bu eserleri yaşatmak ve mûsiki zevkini topluma yaymak şeklinde tesbit edilmişti.
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Şark Mûsikisi bölümünde Zekâizâde Ahmet Efendi (Irsoy). Leon Hancıyan, Hafız Yûsuf Efendi, Rauf Yekta Bey. Tanbûrî Cemil Bey, Abdülkadir Bey (Töre) gibi kişilerin, Garp mûsikisi bölümünde ise Zatî Bey (Arca), Zeki Bey (Üngör), Âsaf Bey (Asal), Victor Radeglio, Henry Fourlanİ, Chevalier Geza de Hegey'in hocalık yapmaları kararlaştırılmıştı.

Dârülbedâyi'in kuruluşunda tiyatroyu, sahne mûsikisini, Türk ve Batı mûsikilerini bir bütün olarak ele almak düşüncesi benimsenmişti. Hoca kadrolarının tesbitinin ardından giriş imtihanları yapıldı. Ancak bir süre sonra I. Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine Antoine ülkesine dönünce okulun resmen açılışı ertelendi, bu arada Garp mûsikisi bölümü de kapatıldı. Yaşanan savaş şartlarının, öngörülen tasarının uygulanmasına bütünüyle izin vermemesine rağmen Tiyatro ve Şark Mûsiki Bölümü çalışmalarını sürdürmeye gayret etti.

Ancak baş gösteren malî sıkıntılar yüzünden 14 Mart 1916 tarihinde Şark Mûsiki Bölümü de kapandı. Bu bölüm her ne kadar pek kısa bir süre çalışma imkânı bulmuşsa da Dârülbedâyi'i, kuruluş amacıyla ve programıyla Türk mûsiki tarihinin önemli kuruluşlarının başında zikretmek gerekir. Çabaların böylece yarım kalmasına rağmen bu konudaki çalışmalar devam etti.

Nihayet Maârif-i Umûmiyye Nezâreti'nin kurduğu Mûsiki Encümeni tarafından hazırlanan talimatname gereğince erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı eğitim vermek üzere "Dârü'l-elhân" adıyla bir mûsiki okulunun açılmasına karar verildi.

Dârülelhan ilk çalışmalarına Cağaloğlu'nda Himâye-i Etfâl sokağında bir konakta başlamışken faaliyeti sonraları Şehzadebaşı'nda devam etmiştir.

Washington eski büyükelçisi bestekâr Yûsuf Ziya Paşa'nın başkanlığındaki Mûsiki Ençümeni'nin 9 Ocak 1916 tarihin­de hazırladığı yönetmelik Sultan Reşad'ın emriyle yürürlüğe girdi.

1 Ocak 1917'de Maarif Nâzın Ahmed Şükrü Bey zamanında Vekiller Heyeti kararı ile erkekler bölümünün Şehzadebaşı'nda Fevziye caddesindeki bir konakta, kadınlar bölümünün ise yine aynı semtte başka bir binada açılış merasimleri yapıldı. Dârülelhan'ın faaliyet gösterdiği son bina, Şehzadebaşı'ndaki Damad İbrahim Paşa Külliyesi'nin arkasında bulunduğundan burası halen Dârülelhan sokağı adıyla anılmaktadır.   

Washington eski büyükelçisi bestekâr Yûsuf Ziya Paşa'nın başkanlığındaki Mûsiki Encümeni'nin 9 Ocak 1916 tarihinde hazırladığı yönetmelik Sultan Reşad'ın emriyle yürürlüğe girdi. 1 Ocak 1917'de Maarif Nâzın Ahmed Şükrü Bey zamanında Vekiller Heyeti kararı ile erkekler bölümünün Şehzadebaşı'nda Fevziye caddesindeki bir konakta, kadınlar bölümünün ise yine aynı semtte başka bir binada açılış merasimleri yapıldı. Dârülelhan'ın faaliyet gösterdiği son bina, Şehzadebaşı'ndaki Damad İbrahim Paşa Külliyesi'nin arkasında bulunduğundan burası halen Dârülelhan sokağı adıyla anılmaktadır.

Mûsiki hocası yetiştirmeye yönelik bir eğitim ve öğretim programının uygulanması hedeflenen Dârülelhan talimat­namesinde Garp mûsikisine de yer verilmekle beraber Türk mûsikisinin ağırlıklı olarak ele alındığı anlaşılmaktadır. Bu programda nazariyat, solfej, Türk dinî mûsikisi, Türk mûsikisi usulleri, Türk mûsikisi aletleri, gına (şan) gibi derslerin yanı sıra viyolonsel, piyano, kompozisyon ve mûsiki tarihi de yer almaktadır. Öğrenim süresi ilk mektepten sonra dört yıl olarak belirlenen Dârülelhan'in ayrıca ilmî çalışmalar yapmak, değerli mûsiki eserlerini notaya alarak tesbit etmek ve yayımlamak, folklor araştırmaları yapmak gibi görevleri de vardı.

Dârülelhan. isim babası ve encüme­nin fahrî reisi Yûsuf Ziya Paşa ile ikinci reis Ali Rifat Bey, bestekâr Rahmi Bey ve Refik Talat Bey (Alpman) yönetimin­de bir süre çalıştı. Bu dönemin öğretim kadrosunda Muallim İsmail Hakkı Bey, Zekâizâde Ahmet Efendi, Leon Hancıyan, Ziya Bey (Santur), Refik Bey (Fersan), Dürrü Bey (Turan) gibi tanınmış sanatkârlar bilhassa dikkati çekmektedir. Faaliyete geçmesinden bir yıl sonra 1. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti'nin yenilgisiyle so­nuçlanması. Mütareke yıllarının güçlük­leri, İstanbul'un işgali, İstiklâl Savaşı gibi sebeplerle Dârüielhan canlı bir varlık gösterme imkânı bulamamıştır. Erkek­ler bölümü 1918'de kapatıldı, kadınlar bölümü ise sekiz kişilik bir öğretim kad­rosu ile varlığını bir müddet daha devam ettirdi.

Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra İstanbul Valisi Haydar Bey'in (Yuluğ) yakın ilgisi sonucunda Vilâyet Umumi Meclisi'nin aldığı kararla Dârülelhan 14 Eylül 1923 Cuma günü törenle yeniden açıldı. Önce encümen kaldırıldı. Hazırlanan yeni yönetmelikte Batı mûsikisi de Türk mûsikisi gibi ayrı bir bölüm olarak bu kuruluşta yer aldı. Bu yeni devrede çı­kan yönetmeliğe göre ilk öğretimden sonra Dârülelhan'a alınacak öğrenciler hazırlık sınıfında bir yıl okuyacak, ardından bölümlere ayrılacaklardı. Bölümlerde de birtakım ihtisas sınıfları bulunmaktaydı. Bunlar Alafranga (Batı mûsi­kisi) Bölümü'nde kompozisyon, şan, piyano, viyolonsel, flüt ve diğer orkestra sazları sınıfları; Alaturka (Türk mûsikîsi) Bölümü'nde ise keman, kemence, santur, ney. tanbur, ud, kanun ve tegannî sınıflarıydı. Bütün talebeler aynı zamanda mûsiki nazariyatı, solfej, armoni, füg, mûsiki tarihi dersleriyle orkestra ve koro çalışmalarına da devam etmeye mecbur tutulmuşlardı. Müdürlüğüne bestekâr Mûsâ Süreyya Bey'in getirildiği bu yeni dönemin Batı mûsikisi öğretim kadrosu Zeki Bey, Ekrem Besim Bey (Tektaş), Cemal Reşit Bey (Rey), Nimet Vâhid, Chevalier Geza de Hegey, Victor Radeglio, Edgar Manas, Henry Fourlani, Sadri Bey, Zatî Bey, Nezihe Hanım. Muhyiddin Sâdık Bey, Kadri Bey. Veli Bey (Kanık), Âdil Bey, Osman Serefeddin Bey, Seyfi ve Sezai (Asal) kardeşler. Âlî Bey (Sezin) ve Mesut Cemil'den (Tel) oluşmaktaydı. Şark mûsikisi bölümündeki başlıca hocalar ise Nuri Bey ikevser Hanım, Mustafa Bey (Sunar), Sedat Bey (Öztoprak), Hayriye Hanım (Örs), Faika. Zehra, Şeref hanımlar. Muazzez Hanım (Yurcu). Ziya Bey (Santur). Refik Bey. Faize Hanım (Ergin), Emin Bey (Yazıcı), Ruşen Ferit Bey (Kam), Rauf Yekta Bey, Zekâizâde Hafız Ahmet Bey, İsmail Hakkı Bey. Ziya Bey (Hoca), Zahide Hanım idi. Bu kadroya sonraları Reşat Bey (Erer) ile Dürrü Bey de katılmıştır.

Dârülelhan'ın bu dönemi en verimli yılları olmuştur. Zira eğitim ve öğretimin yanı sıra özellikle Türk mûsikisiyle ilgili çeşitli yayın ve araştırma faaliyetlerine de yine bu devrede başlanmıştır. Halk mûsikisiyle ilgili derleme gezileri ve klasik Türk mûsikisi eserlerinin tesbiti, bu faaliyetlerin ilk çalışmalarını teşkil etmesi bakımından olduğu kadar neticesi itibariyle de önemlidir. Neşriyat alanında da çalışmalar yapılmıştır. Dârülelhan Mecmuası adlı bir derginin yayımına başlanmış (1924), ancak bu neşriyat yedi sayı sürdürülebilmiştir (1926). Ayrıca "Dârülelhan Külliyâtı" adı altında klasik Türk mûsikisi eserlerinin nota yayımına geçilmiştir. Bu notalar, ilk 120 adedi Osmanlıca, geri kalan 60 adedi Latin harfleriyle Dârülelhan'da kurulan Tarihî Türk Mûsikisi Eserlerini Tasnif ve Tesbit Heyeti (soldan sağa: Zekâizâde Hafız Ahmed Bey, Rauf Yekta Bey, Alı Rıfat Çağatay) ve "İstanbul Konservatuarı Neşriyatı" başlığıyla yayımlandı. Bu dönemin faaliyetleri arasında, gerek Batı mûsikisi gerekse Şark mûsikisi bölümünün çeşitli zamanlarda icra ettikleri talebe konserleri­ni de ayrıca zikretmek gerekir. Batı mûsikisi bölümünün, daha çok Union Française'de verdiği konserlerle Dârülelhan Mecmuası'nda yayımlanan makaleler dışında araştırmaya yönelik bir çalışması görülmemektedir.

Dârülelhan faaliyetine devam ederken Mustafa Necati Bey'İn Maarif vekilliği zamanında, Tâlim ve Terbiye Dairesi Sanâyi-i Nefise Encümeninin 9 Aralık 1926 tarihli kararı ile yönetmeliği ve öğretim programı değiştirilerek Türk mûsikisine büyük bir darbe indirilmiştir. Bu yeni program çerçevesinde Alaturka Bölümü tamamen lağvedilerek Türk mûsikisi öğretimi kaldırıldı.

Türk mûsikisi çalışmaları, yeni kurulan Türk Mûsikisi İcra Heyeti ve Tarihî Türk Mûsikisi Eserlerini Tasnif ve Tesbit Heyeti adlı iki kurulun faaliyetleriyle sınırlandırıldı. Tasnif ve Tesbit Heyeti, bu ilk kuruluşunda Rauf Yekta Bey'in başkanlığında Zekâizâde Hafız Ahmet ve Muallim İsmail Hakkı beylerden teşekkül etmişti. Sanâyi-i Nefise Encümeni'nin bu kararı münasebetiyle İstanbul Şehremâneti'ne gönde­rilen talimatnamenin 3. maddesinde. "Heyetin ilk vazifesi mahfûzâtı tesbit etmektir. Bu faaliyette de öncelik dinî eserlere verilecektir" denilerek heyetin çalışma alanı belirtilmiştir. Tesbit ve derlemede dinî eserlere öncelik verilmesi hususunun, kapatılmış olan tekkelerde gelişen dinî mûsikinin âbide eserlerinin kaybını önlemek şeklinde anlaşılması mümkündür. Fakat heyetin "katiyen ted­ris ve tâlim mahiyetinde olmamak şar­tıyla, tedrisat olmadığı günlerde konser-vatuvarda çalışabileceğini" bildiren cümlesinin, yaşayan Türk mûsikisinin hayatiyetini önlemeye yönelik olduğu açıktır. Dârülelhan. 22 Ocak 1927 tarihinde İstanbul Mûsiki Konservatuarı adı altında İstanbul Şehremâneti'ne bağlanmıştır. Konservatuvar daha sonra İstanbul Belediye Konservatuvarı adıyla faaliyetini sürdürmüştür.

Dârülelhan'in Yusuf Ziya Demircioğlu müdürlüğündeki bu yeni döneminde Tas­nif ve Tesbit Heyeti'nce derlenip yayım­lanmaya başlanan eserler. İcra Heyeti tarafından çeşitli konserlerle takdim edildiği gibi plak yoluyla da yaygınlaştırılmıştır. Zamanının en kaliteli mûsiki yayını olarak kabul edilen bu plaklar Columbia firmasında 25 ve 30 santimetrelik 78 devirli olarak doldurulmuştur. 14 adet 25  formdaki eserlerden çeşitli şarkı ve türkülere kadar değişik formlarda eserler yer almıştır. Halk mûsikisi repertuarı ise  daha zengindir. 65 adet 25 santimetrelik ve 2 adet 30 santimetrelik plaklarda çeşitli türküler bulunmaktadır. Ayrıca Rauf Yekta Bey başkanlığında Yusuf Ziya Demirci, Besim Tektaş ve Dürrü Turan'dan oluşan derleme heyetinin yaptığı inceleme gezilerinde notaya alınan eserlerin bir kısmı Anadolu Halk Şarkıları adı altın­da yedi fasikül halinde yayımlanmıştır (1926-1928). Bu neşriyat daha sonra da devam etmiştir. (1)

________________________________

(1) Başlık ve kelimelerin yazım şekli "Musiki Dergisi"ne ait olup, tüm yazı Diyanet İslam Ansiklopedisi'nden alınmıştır:

Bkz: http://www.diyanetislamansiklopedisi.com/darulelhan/ 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Bir, mûsiki, tiyatro, okulu, olarak, düşünülen, kurumun, tiyatro, bölümü, müdürl,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer EĞİTİM Haberleri
Müzik Üniversitesi’nden 2. Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne… Ayhan Sarı
“Bir Tatlı Huzur: Opera“ Belgeseli ilk gösterimi Beyoğlu Grand Pera'da yapıldı…
Tahir Aydoğdu Kanun Çalıştayı İzmir'de…

Tahir Aydoğdu Kanun Çalıştayı İzmir'de…
Devlet Okullarında Akustik İyileştirme; darısı devlet müzik kurumları çalışma salonlarının başına…
FET֒nün çaldığı sorularla 11 yılda 8 bin 500 kişi, akademisyen kimliğiyle kamu üniversitelerine yerleştirildi…
Üniversitelerde çarpıcı gerçek: Her 3 lisansüstü bitirme tezinden biri çalıntı…
Dâr-ül Bedâyi'den Dâr-ül Elhân'a, Tasnif ve Tesbit Heyeti'ne…
Diğer Başlıklar

IX. Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumu 10-12 Mayıs 2018'de...
İstanbul MÜZDAK, Kültür Turizm Bakanlığı ödülleri adayı…
Bir (Neo)Rokoko Üstadı: Tanburi Bestekâr Dürrü Turan… Şelâle Turan
İTÜ TMDK İle Kazakistan Ulusal Sanat Akademisi arasında sanat köprüsü...
Fazıl Say: Özür dilerim…
“Agora Meyhanesi“ şimdi “gerçekten“ tarih oldu, Dr. Onur Şenli aramızdan ayrıdı...
Modal Jazz Quartet: Geleneksel Türk müziğinin caz hali…
Na’aşı Chopin’in cenaze marşı eşliğinde kabristanlığa götürülen GTSM bestecisi...
Müzikoloji ve Makasıdül-Elhan’ın kaç versiyonu vardır?.. Recep Uslu
Vefatının 21. Senesinde Bir Ekol İcrâ ve Üslûp Âbidesi: Bekir Sıdkı Sezgin..Salih Zeki Çavdaroğlu.
Günün Sözü
İlaçlar gibi vitamin ve gıda desteklerinin de modası var…
(Ahmet Rasim Küçükusta)

Yazarlar 
Röportajlar
Ela Altın ile Röportaj… Tuba Dere
Röportajın devamı için bkz: http://www.musikidergisi.com/yazar-242-ela_altin_ile_roportaj%E2%80%A6_tuba_dere.html ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,31ms