Bugün - 3 Haziran 2020 Çarşamba
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 19°°C
Haber Detayları

Camiayı idare eden ve yönlendirenlere açık mektup…

...Yıllardır siz ve meslektaşlarınızdan göremediğimiz, üretemediğiniz, gerçekleştir(e)mediğiniz, sizin elinizdeki yetki ve imkanlar bizim elimizde olsa ivedilikle gerçekleştirebileceğimiz' olması gerekenler'den bahsedeceğim...

YAŞANIM Haberi - 10 Ağustos 2015 Pazartesi - 00:58
...Yıllardır siz ve meslektaşlarınızdan göremediğimiz, üretemediğiniz, gerçekleştir(e)mediğiniz, sizin elinizdeki yetki ve imkanlar bizim elimizde olsa ivedilikle gerçekleştirebileceğimiz' olması gerekenler'den bahsedeceğim...
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Camiayı idare eden ve yönlendirenlere açık mektup… Sabutay Uğur


Başlamadan önce şuna bir açıklık getirelim; kimdir bu idare edenler, yönlendirenler? Hemen bir kaç örnek vereyim; Rengim Gökmen, Selman Ada, Gürer Aykal... (Bu arada hatırlatmak isterim; kendilerini şahsen tanımam, bir yerde karşılaşmışlığım yoktur.)

  Bugün siz eğer isterseniz bir eseri programa alır mısınız? İsteseniz çıkarır mısınız? İsteseniz bir gencin orkestrayla solist olarak konser vermesini sağlayabilir misiniz? Kusura bakmayın o zaman bu soruların muhatapları sizlersiniz. Sizler ve sizinle hemen aynı yaştaki diğer meslektaşlarınız...

   Sizlere, ne cevap vereceğinizi gerçekten merak ettiğim bazı sorular yöneltmek istiyorum;

1-Konservatuarların orkestra şefliği ve opera bölümlerinde ‘işletme’ , ‘kamu yönetimi’ gibi, diğer bölümlerde olmayan dersler mi okutuluyor? Eğer okutulmuyorsa bu ülkedeki müzik kurumlarının başına neden müzikologlar, müzik kuramcıları veya besteciler gelmiyor ya da getirilmiyor? Bu ülkede müzikten ve onun yönetiminden sadece orkestra şefleri ve operacılar mı anlıyor?

2- Orkestra şefliğinde en önemli şeyin tecrübe yani yaş olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer öyleyse Dudamel gerçeğini nasıl açıklayacaksınız? 

3-Ülkemizde yıllardır danışmanlıklarını yaptığınız, orkestra şefliği bölümlerinin master ve doktora programlarında okuyan gençler yeteri kadar yetenekli ve zeki değil mi? Neden genç yaşlarda, yurt dışında görmeye alışkın olduğumuz Mahler, Stravinsky, Shostakovich, Beethoven, Ligeti vs. gibi isimleri yönetmiyorlar? Yeterli mi değiller, izin mi verilmiyor?

4- Zaten orkestraların, olanakların sınırlı olduğu, gençlerin yeterince fırsat bulamayışının bir nedeninin de bu olduğu ülkemizde, arada sırada da olsa kenara çekilip de bir orkestrayı bir veya birkaç gence bırakmak istememenizin sebebi nedir? 

5-Kendi içinizdeki bu yapının, ‘falanca parti başkanı neden yıllardır orada oturuyor? diye sitem eden köşe yazarı da kırk beş senedir o koltuğu kimseye bırakmıyor!’ gibi bir durumla eşdeğer olduğuna inanıyor musunuz?

6-Bu ülkede kendinizden daha yetenekli ve zeki müzisyenler olduğunu düşünüyor musunuz? 

7- ‘Müzisyen’ ve ‘genç’ kavramlarını duyunca aklınıza sadece kemancı, piyanist, flütçü falan mı geliyor yoksa müzikolog, besteci, kuramcı gibi kavramlar da geliyor mu?

8- Sizlerin onlarca yıldır başında olduğu bu camianın sistematik olarak; belli bir müfredat ve düzen içinde sadece performans sanatçılarına ve orkestra şeflerine olanaklar sağladığı gerçeğiyle ne zaman yüzleşmeyi düşünüyorsunuz? 

9-Kadın orkestra şeflerine çifte standart uygulandığını düşünüyor musunuz? 

10-Türk Beşleri diye tabir edilen bestecilerimizin ‘senfonilerinin’ yeterince seslendirildiğine inanıyor musunuz? (8 senedir Eskişehir'deyim daha bir Saygun senfonisine denk gelmedim!)

11-Bu camianın işleyişinden sorumlu olan sizler! Dünya literatüründe çağdaş müziğin atonal olduğunun farkında mısınız? Çağdaş müziğe dair okullarda veya özel alanlarda camia yönetimi eliyle yeterince özendirici etkinlikler, aktiviteler, seminerler vs. yapıldığını düşünüyor musunuz? Bunu ülke müziği için gerekli mi görmüyorsunuz yoksa kendinizin de pek çağdaş müzik dinlemeyişinizin bu durumda etkisi var mı? 

12-Bu camiayı yöneten sizler! Bir zamanlar ‘biz klasik müzikçiler bu ülkenin üvey evlatları mıyız?’ sitemlerinde bulunuyordunuz bürokrasiye!.. Benzer sitemi çağdaş müzikçiler sizlere ettiklerinde ne yapmayı düşünüyorsunuz?

13-Bu camiayı yönettiğinizi mi düşünüyorsunuz yoksa sadece idare ettiğinizi mi?

Yıllardır siz ve meslektaşlarınızdan göremediğimiz, üretemediğiniz, gerçekleştir(e)mediğiniz, sizin elinizdeki yetki ve imkanlar bizim elimizde olsa ivedilikle gerçekleştirebileceğimiz 'olması gerekenler'den bahsedeceğim;

1). Bütün Devlet Senfoni Orkestralarının programlarına müdahale edilecek. Bir devlet senfoni orkestrası için;
* Otuz yaş altında bulunan en az beş genç bestecinin birer eserinin prömiyeri yapılacak.
* Türk Beşlerinin senfonileri yıllık programa dahil edilecek.
* Yerli ve yabancı bestecilerin en az beş adet atonal çağdaş kompozisyonu yıllık programa dahil edilecek. Öncesinde çağdaş müziğe dair bilgilendirici konuşmalar yapılacak.
* Yıllık programda en az on yaşayan besteci yer alacak. Toplamda en az yirmi Türk bestecisi yıllık programda yer bulacak.

2). Oda müziğine ağırlık verilecek ve çağdaş müzik icra edebilen topluluklar kurulacak. Bu topluluklara bütçe ayrılacak. 

3). Oda müziği toplulukları, senfoni orkestraları, opera ve baleler Türk besteciler için, beste çağrıları yapacak. Yeni eser sunumları kabul edecekler. Bu aktiviteler özellikle denetlenecek! Hiç bir akademik unvana(dr. doç. prof.) imtiyaz tanınmayacak. Yaşı daha büyük ve tecrübeli bestecilerin daha çok şansı olmayacak. Tecrübeli besteci=yaratıcı besteci algısı bitirilecek! 

4). Müzikologlar ve kuramcılar için yıllık, düzenli bir seminer ve konferans takvimi oluşturulacak. Konservatuarlarda ve diğer vakıf gibi kurumlarda düzenli müzik kuramı seminerleri verilecek. 

5). Genç orkestra şeflerine destek olunacak. Master veya doktora eğitimlerine devam eden bir orkestra şefliği öğrencisi veya eğitimini bitiren genç bir şef, yıllık program dahilinde toplamda en az iki kez(iki hafta) herhangi bir devlet senfoni orkestrasını yönetecek. 

6). ‘Dünyaca ünlü’ gibi hiçbir işe yaramayan, göz boyamaya yönelik dışarıdan getirilen yabancı sanatçıların durumu ülkedeki özellikle genç müzisyenlerle tekrar mukayese edilecek. Neticesinde bu ülkenin müzisyenlerinden daha kısıtlı yetenekte ve/veya daha az yaratıcı olan yabancı müzisyenlerin yerine bu memleketin müzisyenlerine fırsat verilip sahneye çıkmalarına ön ayak olunacak. 

7). Konservatuarlarda küçük yaşlardaki öğrenciler için müfredata Türk bestecilerinin metodik kitapları da dahil edilecek. 

8). Bütün konservatuarlarda müzik fiziği, müzik matematiği, akustik gibi kredili seçmeli dersler olacak.

9). Bütün batı müziği konservatuarlarında, teori ağırlıklı klasik Türk müziği dersleri zorunlu hale getirilecek.

Klasik müziğin yayılması üzerine bütün camiaya;

*Devlet desteğini alıp, yetiştirdiği en büyük bestecisinin 1.senfonisinin ikinci kez çalışını 18 yıl sonra yapıp, bu utançla yüzleşmeyip, kendini eleştirmeyip, böylesi keyfi kararlarda dahi yine destek aldığı devleti sorumlu tutabilecek kadar etik değerlerden yoksun olduğu müddetçe,

*Yorumculuk haricinde diğer bütün alanlardaki genç müzisyenlerin camia içinde aktif rol alabilmeleri için, kıdem, rütbe, yaş haddi gibi memurluğa özgü kavramları yürürlüğe koymaya devam ettikçe,

*Ve bu memur zihniyetinin; yaratıcı, zeki bir besteci, kuramcı, orkestra şefi olarak kabul edilebilmek için, mutlaka 40(!) yaşından gün almayı dayattığı gerçeğiyle yüzleşmedikçe,

*Yurt dışındaki bir çağdaş bestecinin üzerine master, doktora yaparken, bu bestecinin normal bir lise mezunu olduğu gerçeğini hiç umursamayıp, iş kendi bestecisine geldiği zaman, konservatuar mezunu olma şartı arayıp(örneğin EOF), bu çifte standart ve aşağılık kompleksiyle yüzleşemedikçe,

 *Yönünü aristokrasiye, burjuvaziye değil işçi, köylü, gecekondu çocuklarına dönmedikçe,

 *Statükoya, rütbeye değil yüzünü yaratıcılığa çevirmedikçe,

*Bu müziğin ‘tabanda’ hiç dinlenilmeyen bir müzik olduğu bilincine; önüne bir mikrofon uzatılıp sorulunca değil yalnız başına kaldığında da varmadıkça,

*Bütün müzik türleri içinde, icracılarının-yorumcularının, reaksiyon bağlamında maalesef en pasif ve toplumsal sorumluluk bilincinden en uzak yorumcu kitlesi olduğu gerçeğiyle yüzleşmedikçe,

*Resmi konjonktürde klasik müziğin yayılmasını, bir köylü çocuğunun, bir gecekondu çocuğunun bu müzikten bir haber yetişmemesi için sorumluluk duyduğunu dillendirip, her yıl haziran ayından itibaren neredeyse ekim ayına kadar bireysel ya da kolektif hiçbir sosyal sorumluluk eylemi içinde yer almadığı gerçeğiyle yüzleşmedikçe,

*Hayatlarında bir defa bile bir gecekonduya bir köye gidip oradaki çocukların diğer korunaklı şehir çocuklarına göre ne kadar zorlu ve eksik bir hayat yaşadıklarına şahit olmadıkça,

*Kendi icraatlerini eleştirip daha fazla sorumluluk alma erdemliliğini göstermedikçe,

Benim de içerisinde genç bir besteci olarak mücadelesini verdiğim bu müzik, halkın değil ‘hali vakti yerinde’lerin müziği olmaya mahkumdur.

Saygılarımla,
   
Sabutay Uğur

 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Yıllardır, siz, meslektaşlarınızdan, göremediğimiz, üretemediğiniz, gerçekleştir,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer YAŞANIM Haberleri
Tanburi Sadun Aksüt arşivini İTÜ TMDK'ya bağışladı…
Dr. İlhami Gökçen: Kanada'dan Türk müzikolojisine kitaplar, köşe yazıları...
Zeki Müren ve Club 14…

Zeki Müren ve Club 14…
Kebab dumanı konser iptal ettirdi...
Motorsikletli gürültü teröristleri…
Tahir Aydoğdu'dan emeklilik mesajı…
“Agora Meyhanesi“ şimdi “gerçekten“ tarih oldu, Dr. Onur Şenli aramızdan ayrıdı...
Diğer Başlıklar

Murat Karahan konseri ve apolitik bir beğeninin olanağı… Prof.Dr. Gökmen Özmenteş
Coronavirüs'e karşı yeni konser salonu (2020)...
Telli Çalgılar Yarışması...
Aşık Mahzuni Şerif: : "İşte gidiyorum çeşm-i siyahım" ... Halil Atılgan
Mesut Mertcan ve Adana Huzurevi… Recep Ergül
Amsterdam Concertgebouw konser salonunda coronavirüs trajedisi: 4 ölü...
Trakyalı müzisyen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti...
Yöresel Van Türküleri Yarışması sonuçlandı…
Fikir hırsızlığının kitabını bastırmış bir fikir hırsızı hakkında… Okan Murat Öztürk
Fırat Kızıltuğ “ Çal söyle şarkımı“ kitap kapağında bas kemençe...
Günün Sözü
Türkiye akademik müzik hayatındaki içsel çatışmalar bize tarihimizin bir mirasıdır...
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,52ms